WORLD ENGLISH -21st CENTURY READING NEW APPROACH TO ELT BY CENGAGE&NG&TED

Etiketler

, , , , , , , , ,

IMG_20151009_210041~01

My article was shared by NATIONAL GEOGRAPHIC LEARNING UK  Facebook Page . I am honored. Thank You.

This article is about a publication. Before I give review about it, I want to summarize what and why matters. First of all, I want to point some basic problems of ELT in Turkey. I have been a teacher of English since 2006. I have tried to apply holistic approach in my ELT classes. This approach sees language as a whole, which is not divisible in a meaningful way for teaching. This contrasts with an atomistic approach to language, which attempts to analyse language into parts, such as grammatical structures or functional exponents, which can later become the content of a syllabus. A holistic approach would focus on everything the learner needs to know to communicate effectively. 1

The main reason why English language can not be learned properly in Turkey, is the atomistic approach which heavily focuses on grammar and this negatively effects ELT curriculum. This approach, unlike holistic approach, transmits only formal and logical structures of the given sets of language written on the papers and it never considers the communicative part of the language which lives in the daily life of real people. I also think the quality of Language Teacher Education in our country is not good enough to promote language learning in positive way.This is mostly because of the atomistic curriculum. But teaching community in Turkey unfortunately tends to find excuses out of the community itself. Good teachers know, no scapegoat can save You from Your sins. This is important theme for an another article.

The most important negative factor in ELT teaching curriculum, is the testing system in Turkey which is claimed to use for the evaluation of learning outputs. We unfortunately constructed a generation who just can recite but can not innovate. This problem is not local or just because of our fault, it is something post-industrial logic of education produces. This problem can even be observed in some developed countries. We neglect some basic properties of being human, like arts and music which also promote language learning. Conversely, tests can be used as a feedback mechanism that will lead learners to learn from their mistakes rather than a determiner as one for all. I also want to write another article dedicated to this problem in near future.

In this article, I want to share a very good news from ELT publication world which diagnoses problems stated above and prepares a prescription for ELT teachers worldwide. It is a collaborative act consists of World’s most respectful institutions in their fields such as National Geography Learning, TED and Cangage. I have used related materials from NG and TED since 2008 and I also recommend my students to follow periodical publications about science, technology and arts in English language.

Okumaya devam et

WORLD ENGLISH -21st CENTURY READING

IMG_20151009_210041~01

CANGAGE & TED & NG PARTNERSHIP

Makalemin İngilizcesi NATIONAL GEOGRAPHIC LEARNING UK SOSYAL MEDYA SAYFASINDA YAYINLANMAYA LAYIK GÖRÜLDÜ. KENDİLERİNE ÇOK TEŞEKKÜR EDERİM..

https://www.facebook.com/NGLearningUK?fref=ts

Bu makalem bir yayın ile ilgili olacak. Bu yayın üzerinden de İngilizce eğitimi ile ilgili birkaç temel sorunun tespitini paylaşacağım. 2006 yılından beri İngilizce öğretmeniyim. Derslerimde bütüncül yaklaşımı (Holistic Approach) kullanıyorum. Bu yöntem, diğer tüm yöntemlerden daha kapsayıcı ve hiç bir öğenin dışlanmadığı çerçeve yaklaşımdır.

İngilizce dersinin ülkemizde yeterli derecede öğrenilmemesinin en önemli yapısal sebebi olarak, Dil Bilgisi çerçevesine boğulmuş ders programlarını ve yeterli olmayan ders saatlerini görebiliriz. Son yıllarda bu konuda M.E.B tarafından olumlu değişikliklere gidilse bile bu maalesef yeterli olmamaktadır. Bu çerçeve, yalnızca biçimsel ve mantıksal bilgileri öğrenciye aktarıp, onların üretici bir dil edinimini kazanmasıyla pek ilgilenememektedir. Ülkemizdeki öğretmen eğiten fakültelerimizin kalitesinin de Avrupa standartlarında olmadığını düşünüyorum. Öğretmen kalitesinin en yüksek olduğu Finlandiya gibi ülkelerin kazandığı başarılar ortadadır. Öğretmene verilen değerin ilk olarak, öğretmenlerin eğitimine verilen değer ile başlayacağını düşünüyorum. Önceliklerimizden en önemlisi, eğitim fakültelerinin, en iyi eğitim veren fakülteler olmasını sağlamaktır. Bu olduğunda, diğer tüm üniversite fakültelerinin toplam kalitesi de artacaktır.

Maalesef İngilizcenin yapısal bir derse indirgenmesinin diğer tüm sebeplerden daha önemli olanı ise, yine ülkemizde eğitimde ölçme ve değerlendirme için uygulanan test sistemidir. İngilizce birbiriyle bütünleşik birçok alandan oluşmaktadır. Dil Bilgisi, Okuma, Dinleme,Konuşma ve Yazma becerilerinin birbiriyle bütünleşik bir şekilde işlenmesi ve ilerlemesi gerekir. Bu alanlardan ”Konuşma” gibi bir alan ise test sistemiyle tam olarak ölçülemez yada değerlendirilemez. Bu sebeple maalesef bilgiyle üreten değil bilgiyi ezberlemek zorunda olan bir nesil ortaya çıktı. İngilizce dil bilgisini iyi bilse bile konuşamayan, okuduğunu aktaramayan ve kendini ifade edemeyen öğrencilerin olması sık karşılaştığımız bir durum.

Test sistemi belirli bir yapının edimini ölçebilir. Test tekniği elbette tamamen yanlıştır demek istemiyorum. Fakat testin kullanılışında hatalarımız olduğu gerçeği, PISA sınav sonuçlarında görüldüğü gibi ortadadır. Mesela salt test sistemine ağırlık ve önem verilmesi sebebiyle bir çocuğun, gencin zihinsel ve sosyal gelişimde ve  hatta yabancı dil öğrenmesinde çok büyük önemi olan müzik, spor, sanat dersleri okullarda çoğunlukla kâğıt üzerinde kalmaktadır. Bu dersler ne yazık ki çoğu kez  “verimli” test çözme dersleri olarak kullanılabilmektedir. Aslında bu dersler, diğer derslerin gelişiminde o kadar önemli yardımcılardır ki, sağladıkları katkıyı başka bir şekilde doldurmak mümkün değildir.

Oysa İngilizce dersinin (diğer derslerinde) ölçme ve değerlendirmesinde test öğrenciyi değerlendirmekten çok öğrencilerin hatalarından öğrenmesine olanak sağlayacak bir geri bildirim mekanizması olarak kullanılması daha faydalı olabilir. Bu şekilde kullanılan bir test sistemi yapısı oldukça verimli de olabilir. Başka bir makalemde bu konuyu detaylıca inceleyeceğim. Bu makalemde ise beni çok sevindiren bir gelişmeyi sizlerle paylaşmak istiyorum.

TED Talksın herhalde ne olduğunu bilmeyen veya daha önce hiçbir TED talks izlememiş bir İngilizce öğretmenine en son gelişmeleri yakından takip eden bir öğretmen diyemeyiz. Yaymaya değer fikirler başlığı altında dünyada Teknoloji, Eğitim ve Değişim&Gelişim için çabalayan tüm insanların fikirlerini ve tecrübelerini dünya ile paylaştığı en önemli platformlardan biri. Daha önce National Geography Society duymayan birinin eğitim dünyasında olduğunu ise sanmıyorum. Bu kurumlar ve yayınları, kendilerini hayat boyu öğrenmeye adayan insanların çalışmalarına, süreli yayınlar ve sosyal medya vasıtasıyla bizleri konuk ediyor. 2008 yılından beri her seviyedeki derslerimde bu iki kurumun ders konularına uygun içerikli yayınlarını kullanıyorum. Öğrencilerime de bilim ve teknoloji ile alakalı yabancı süreli yayınlarını takip etmelerini öneriyorum.

Peki, bu tip ders materyallerini kullanmanın faydaları neler? Derslerimde bu materyalleri kullandığımda, öğrenciler gerçek kişilerin, gerçek yerlerin hikayelerini doğrudan tanık olabiliyorlar. Onların seviyesi birilerince tahmin edilip, ona göre ayarlanmış bir içerik söz konusu değil. Bunun en önemli faydası, içeriği işlediğiniz konu ve alana uygun bir TED videosu seyrederken, dil bilgisi yapısının gündelik hayatta nasıl kullanıldığını görme fırsatını öğrenciye tanıması, bu esnada hem dinleme edinimin tetiklenmesini sağlamasıdır. Video sonrasında sorulan sorularla öğrencinin edindiği bilgiyi konuşma şeklinde üretime geçirebilmesine de olanak sağlamış oluyoruz. Etkileşimli dersler birçok ders alanını disiplinler arası olarak bütüncül bir şekilde birbirine bağlıyor. Bir ders konusu içinde diğer dersler ile ilgili ilginç bilgilerde öğrenilebiliyor. Ayrıca konular teknoloji, eğitim ve dünyayı ilgilendiren tüm küresel konular olduğu için öğrencilerin derse olan konsantrasyonunu ve katılım isteğini de başka bir şey yapmaya gerek kalmadan artırmak mümkün oluyor.

Okumaya devam et

FREEDOM FOUNTAIN-Youth Culture as an Expression of Freedom

IMG_20141016_103735

Merhaba, uzun bir aradan sonra blogumu yeniden güncellemeye karar verdim. Bu kadar zamandır yazmamamın yada yazamamamın sebebi öncelikle sağlık problemleriydi. Bunların büyük kısmı şükür geçti. İnternette okumalarımı yaparken şunu fark ettim ki; öğrenmeye olan aşkım bambaşka bir şey. Bunu sürekli paylaşmak ise benim doğruluğundan emin olduğum tek metodoloji. Şimdi kronolojik bir sırayla bu arayı mümkün mertebe kapatıp, blogu gerçekten güncel hale getirmem gerekli.

2014’de katıldığım bir diğer eğitim Selanikte 13-17 Ekim arasında EUROMED tarafından düzenlenen ve Türkiye Ulusal Ajansınında desteklediği FREEDOM FOUNTAIN-Youth Culture as an Expression of Freedom oldu.

https://www.salto-youth.net/tools/european-training-calendar/training/freedom-fountain-youth-culture-as-expression-of-freedom.4255/

IMG_20141014_114908

15  ülkeden gelen 50 katılımcı Selanik’te tecrübe ve bilgilerini paylaştı. Bu eğitimin en önemli katkısı tanıdığım bazı katılımcılar oldu. Yunanistan Ulusal Ajansının tüm iyi niyete rağmen başarılı bir eğitim programı gerçekleştirdiğini söyleyemeyeceğim. Özellikle Selanik içindeki bilgilendirme gezisinde rehberin Osmanlı dönemi ile ilgili ifadelerin son derece edepsiz olduğunu düşünüyorum. Bunu program içinde de belirttim.Orada toplanma amacımız işbirliği ve iletişim iken, program içindeki bir etkinliğe siyaset karıştırılması çok çirkindi. Bunun dışında yerel halkın Türk olduğumuzu öğrendiklerinde gösterdiği ilgi ve yardım, aslında siyaset dışında iki halkın birbirine ne kadar çok benzediğini de gösterdi.

Eğitimin ana konusu ”Youth Culture” yani Gençlik Kültürü idi. Avrupa ve Doğu Akdeniz ülkelerindeki gençlerin kendilerini sosyal ortamda ifade etmekte hangi yolları kullandığı ve bu yolları kullanma sebeplerinin neler olduğu üzerinde duruldu. Erasmus + projeleri kapsamında gençlik adına yapılacak projelerin nasıl olması, neleri kapsaması gerektiği ve Avrupa Birliği’nin desteklerinin hangi alanlarda, kimlere yönelik gerçekleştirmesinin daha etkin sonuçlara ulaşabileceği tartışıldı. Daha sonra modern sanat (grafiti ve dijital sanatlar), sosyal medya, eğitim kurumlarının ve sivil toplum örgütlerinin, gençler için ne gibi projeler ve olanaklar sağlamasının onların ifade özgürlüğüne katkıda bulunabileceğini örneklediğimiz bir atölye çalışması gerçekten faydalı oldu. Gençlerin topluma katkı ve katılımlarını en etkin şekilde gerçekleştirmekl için neler yapılması gerektiği hakkında ortaya çıkan fikirler ortak bir sonuç bildirgesine eklendi. Her ülke den katılımcının bu konuda kendi kültür dairesinde farklı önerilerini görmek oldukça bilgilendiriciydi.

Son gün yapılan değerlendirmelerden sonra katılımcılara Erasmus+ tarafından ”Youth Pass Certificate” verildi.

IMG_20150925_133725-01-01

Okumaya devam et

Çevrimiçi Çevrimdışı Dijital Öğrenme Atölyesi- Viyana NoLabel Project

IMG_0777

24-29 Mayıs arasında Viyan’da No Label Project tarafından gerçekleştirilen Çevrimiçi Çevrimdışı Dijital Öğrenme : Kullanıcı Dostu Deneyim Atölyesi oldukça verimli geçti. Atölye çalışmasında teknoloji devriminin eğitime getirdiği boyutları detaylıca işledik, konuştuk, tartıştık. Özellikle öğrenci merkezli eğitimin ve işsizliğe karşı neler yapılabileceği üzerinde hararetli beyin fırtınaları oldu. Avrupa Topluluğunun önümüzdeki 20 yıl içerisinde eğitim ve internet güvenliği açısından ( mahrumiyetin korunması da dahil) neler yapması gerektiği ile ilgili tartışmalarda oldukça ilginç fikirler çıktı.  Güzel arkadaşlıklar ve bağlantılar kurduk. Atölyede gerçekleşen tüm bu sunum ve tartışmaları yakında bir değerlendirme metni şeklinde burada sunacağım. 

IMG-20140329-WA0005_1

IMG_20140327_163727_1 IMG_20140327_164025_1

http://nolabelproject.org/users-friendly-experience/

KNEWTON BETA TEAM

Etiketler

, ,

KnewtonKnewton’ın 190 ülkede öğrencisi var, önümüzdeki son bahar 600. 000 öğrencinin Knewton platformunu kullanacak. Knewton tarafından geliştirilecek yeni uyum sağlayıcı eğitim yazılımı için dünya çapında yazılım içeriğini belirleyecek ve katkı sağlayacak Beta Takımına Türkiye’den seçildiğim haberini aldım. Knewton’ın çığır açıcı uygulamasını bir çeviri makalemde açıklamıştım.

https://ajlanabudak.wordpress.com/2012/07/21/uyum-saglayici-ogrenme-cocuklariniz-nicin-sizden-daha-zeki-olacak/

DİL EDİNİMİ ÜZERİNE DÜŞÜNCELER

Etiketler

, , , , , , , , , , ,

Mustafa Ajlan ABUDAK

Dil edinimi, çocuğun, bağlam içinden (within context) gelen geri bildirimler (feedbacks) ile inşa ettiği bilişsel (cognitive) ağlarda (web) filtre edilen seslerin anlam kazanmasıdır. Oluşan bağlantıların (links) sayısı artıkça seslerin ortak kültürel koda (language) göre şekillenmesi kolaylaşır. Seslere anlam veren çocuğun beynindeki sihirli bir alan değildir. Anlam toplumsal olarak üzerinde uzlaşılmış ses örüntülerinin yansıttığı gerçekliğe/yada simülasyona bir atıfdır.Örneğin mükemmellik kavramına tanık olmayan zihnin, hangi geri bildirimi faydacı bir şekilde örüntüleyerek ona anlam verdiğini, geriye dönük olarak anlayamayız. O halde, tanık olamayacağımız ve geri bildirimler alamayacağımız anlamları inşa eden zihin, ancak dil ediniminden sonra ortaya çıkan bilinç halidir. Bu sebeple herhangi bir dil, dış dünyadaki gerçekliği tam olarak temsil edemez ve mutlak bir mantığa dayanamaz. Dil bilişsel bir simülasyondur. Bilinç ise bu simülasyonun işlem sahasıdır.

Çocuğun kendi içinde oluşturduğu uzlaşı, seslerin çocuğun ihtiyaçlarını karşılamasındaki faydacı (pragmatik) sonuçlarının eseridir. Anlam asla zihnin dışında zihnin içinde var olduğu şekliyle yoktur. Anlam ancak zihinde inşa edilir ve subjektif zihinden ayrı düşünülemez. Bu sebeple toplumun uzlaştığı anlam ile bireyin tecrübeyle inşa ettiği anlam farklılıklar içerir. Yaşımız/tecrübemiz ilerledikçe bu anlamsal farklılıklar artar. Hayatın İlk basamaklarında çevresel zorunluluğumuz olan doğduğumuz yakınsak gelişim alanı (ZPD) kolektif uzlaşı olarak yarar sağlayan sesleri örgütleyerek ( şematik bilgisi faydadan gelen) kendi bilişsel anlam simülasyonumuzu oluşturmamız için bize yardımcı olur. Sosyal çevre atıfları, atıflar anlamı, anlam ise bilişsel amacı inşa eder. Buna alt bilinç adını veriyorum. Kişi belli bir atıf/simge kümesine sahip olduğunda, kendi gerçekliğini oluşturmaya başlar. Buna da üst bilinç diyebiliriz. Kitle iletişim ile ortaya çıkan ortak değerler simülasyonuna da aşkın bilinç demeyi uygun görüyorum. Bilinç dediğimiz fenomen, toplumsal uzlaşının faydacı sonuçlarıyla şekillendirilen bir anlam alma/verme eylemi olabilir. Öyleyse her toplum kendine ait bir bilinç evreni oluşturmakta ve nesnelere, olaylara ve kavramlara buna göre anlam vermektedir. Kitlesel iletişim ve pop kültür sayesinde bu evrensel kümeler içice geçmekte ve oluşturdukları kesişim kümeleri de anlamın değiş tokuş edildiği ve atıfların kontrol edildiği kitlesel bilinç alanlarını oluşturmaktadır.

Okumaya devam et

KÖK DÜĞÜMLERİ (Rhizomatic) EĞİTİM MODELİ

Etiketler

, ,

Mustafa Ajlan ABUDAK

Müfredat olan Topluluk

Kök düğümleri doğal yapılar olarak içinde bulundukları ortamın şartlarına göre şekillenen ve büyüyen yapılardır. Birbirleriyle deneme yanılma yoluyla ilişkiye geçerler ve bir ağ oluştururlar. Bu ağ dikey bir hiyerarşi ile değil yatay bir çoğulculukla ama her bir düğümün kendi patikasını belirleme hürriyetiyle şekillenir.

Kök düğümleri eğitim modelinde de öğretim programı uzmanlar tarafından daha önceden kararlaştırılmış içerik tarafından belirlenmez. Öğrenme sürecine katılanlar tarafından gerçek zamanlı olarak ortaya çıkan ihtiyaçlar ve katkıların müzakeresi sonucu yapılandırılır. Bu topluluk eğitim programının kendisi gibi davranarak, kendi öğrenme hedefini, tıpkı köklerin değişen çevresel koşullara verdiği tepkiye benzer olarak, doğaçlama yoluyla şekillendiren, yapılandırılan ve yeniden oluşturan bir yapıdadır.

Kök, soy ağacı benzetmesinin zıddıdır. Kök kısa süreli bellek ya da belleksizliği çağrıştırır. Kök çeşitleme, genişleme, fetih etme, yakalama yoluyla işleyen bir yapıdır. Grafik sanatlar olan çizim ve fotoğrafçılığın tersine, kök yapı bir harita gibi çoklu giriş yolları, çıkış yolları ve kendine ait uçuş hatları olan daima değiştirebilir, dönüştürebilir, bağlanabilir, tersine çevrilebilir bir şekilde oluşturulmalıdır. (Deleuze and Guattari 1987, 21)

Bu model ile, bir topluluk bağlamsal bilginin haritası yoluyla bugün değişen ve gelişen bilginin yeterince esnek bir eğitim programını oluşturabilir. Bu etkin bir topluluğun yaşayan eğitim programı ayrılabilir, bağlanabilir, tersine çevrilebilir, değiştirilebilir ve çoklu giriş yolları ve çıkış yollarına sahiptir.

Couro’nun sınıfı örneğinde, öğrenciler kendi köksel haritalandırılmış eğitim programlarını bloglarını, Couro’nun profesyonel topluluğunda ki anahtar kişiler ile belli bir konu üzerinde yaptıkları keşif ve tartışmalarından elde ettikleri bilgileri birleştirerek oluşturuyorlar. Couro’nun profesyonel ağına girmekte, öğrencilerin kendilerinin topluluğa girme, eğitim programını ve kendi öğrenmelerinin şeklini etkileyecek fırsatı vardı. Eğitmenin bundaki tüm rolü öğrencinin katılacağı profesyonel toplulukla ilgili bir takdim sağlamaktı. Bu bir pencere ile sınırlı olmayan, var olan öğrenme topluluğuna bir giriş noktası önermekti. 1

Okumaya devam et

EĞİTİMİN ÖLÜM VADİSİNDEN NASIL KURTULUNUR?

Etiketler

, ,

Sir Ken ROBINSON – Translated into Turkish by Hatice Melek Yıldız

Çok teşekkür ederim ..

Amerika’ya 12 önce taşındım, eşim Terry ve iki çocuğumuzla. Doğrusu, aslına bakarsanız, Los Angeles’a taşındık–(kahkaha)– Amerika’ya geleceğiz sanmıştık. her neyse, Los Angeles’dan kısa bir uçak yolculuğuyla ulaşıyorsunuz Amerika’ya.

Buraya 12 yıl önce geldim ve buraya gelince insanlar bir sürü şey söylediler, mesela, “Amerikalılar hicivden anlamazlar.” Hiç bu fikirle karşılaştınız mı? Bu doğru değil. Bu ülkeyi baştan uca dolaştım. Amerikalıların hicivden anlamadıklarına dair bir kanıt bulamadım. Bu da o kültürel efsanelerden biri, mesela “İngilizler mesafelidir.” gibi. İnsanlar neden böyle düşünüyorlar bilmiyorum. Karşımıza çıkan her ülkeyi istila ettik. (Kahkaha) Ama Amerikalılar’ın hicivden anlamadıkları doğru değil. Ama bilmenizi isterim ki insanlar arkanızdan böyle konuşuyorlar.Bilirsiniz, Avrupa’da oturma odasından çıkınca, insanlar konuşurlar, neyse ki siz oradayken alaylık hale düşmediniz.

Amerikalılar’ın hicivden anladığını “Hiçbir Çocuk Geri Kalmasın” yasasını duyduğumda anlamıştım. Çünkü bu başlığı kim düşünse buradaki hicivden anlıyor, değil mi, çünkü– (Kahkaha) (Alkış) çünkü bu yasa milyonlarca çocuğu geride bırakıyor. Şimdi anlayabiliyorum, şu bir yasa için pek de cazip bir isim olmazdı: Milyonlarca Çocuk Geride Kalsın. Anlıyorum. Plan nedir? Evet, milyonlarca çocuğu geride bırakmayı düşünüyoruz, yasa bu şekilde işleyecek ve çok güzel işe yarıyor. Ülkenin bazı kesimlerinde, öğrencilerin %60’ı okulu bırakıyor. Yerli Amerikan toplumlarında bu oran %80. Eğer bu oranı yarıya indirirsek, bir düşünceye göreAmerika ekonomisine 10 yıldan fazla sürede yaklaşık bir trilyon dolar net kazanç sağlayacak.Ekonomik açıdan bir yaklaşıma göre, bu yapmamız gereken önemli bir işlem, değil mi? Aslında okulu bırakma krizinin zararlarını temizlemek çok büyük paralara mal oluyor. Ama okul bırakma krizi buz dağının sadece görünen kısmı. Görünmeyen kısmıysa okulda olanama okulu önemsemeyen, okuldan zevk almayan ve okuldan gerçek anlamda hiçbir fayda elde etmeyen öğrenciler.

Sebep ise yeterli para harcamamamız değil. Amerika eğitime diğer birçok ülkeden daha fazla para harcıyor. Sınıf mevcutları diğer bir çok ülkedekinden daha az ve her yıl eğitimi iyileştirmek için yüzlerce girişim gerçekleşiyor. Mesele, bütün bunların yanlış yönde ilerlemesi. İnsan hayatının gelişiminin bağlı olduğu üç temel prensip vardır ve bu prensipler bir çok öğretmenin altında ezildiği ve birçok öğrencinin dayanmak zorunda olduğu eğitim kültürüyle çelişiyor.

Okumaya devam et

WEB 3.0 AĞIN EVRİMİNDE KRİTİK AN

Etiketler

, , ,

Mustafa Ajlan ABUDAK

Son zamanlarda teknolojiyi konu alan hemen her makalenin içinde web 1.0 ve web 2.0 kavramları ile karşılaşıyorsunuz. Sürekli bu kavramların ağın evrimsel sürecinde önemli basamakları ifade ettiği irdeleniyor. Bu kavramlara yeni yeni web 3.0 kavramı da eklendi. Bu sıralama bize webin yani ağın belirli bir evrimsel ilerlemeyle, hem kendisini hemde bizleri dönüştürdüğünü fısıldamakta.

Web 1.0 çevrim içi ağda kullanıcının tamamen edilgen olduğu bir tüketim şekliydi. İçerik doğrudan ağın sahipleri olan büyük şirketler, devlet ve onun akademik kurumlarınca belirleniyordu. Kullanıcı sadece bilgi ve meta tüketimini bu kurumların belirlediği çerçeve içerisinde gerçekleştirebiliyordu. Bilgisayarlar bir nevi bilgi istif alanı olarak kullanılabiliyordu. Bu kütüphane mantığı, bilginin zihinlerimizin pasif uzantısı olmasını istiyor, bilgiyi ihtiyaç anında bellekten geri çağrılması gerekli bir pakete indirgiyordu.

Web 2.0 gelindiğinde kullanıcılar içerik oluşturmaya başladı. Bu içerik öncelikle metinsel (bloglar) daha sonra görsel (flickr) en sonunda da hem işitsel hem görsel (youtube) olarak kar topu etkisiyle üretilmeye başladı. Bu veri madenciliği çağının başlangıcıydı. Teorik olarak kullanıcılar büyük şirketlere ve devlete gönüllü olarak veri sağlıyordu. Pratikte ise teknolojinin ticaretin seyrini belirlemesi içeriği üreten arayüzleri giderek mobil olması, teorik kontrolün öyle pek kolay bir şey olmadığını gösterdi. Bu sayede bilginin demokratikleşmesi ve özgürleşmesi mümkün oldu. Ağır patent ve telif hakları ile sınırlandırılmak istenen bilgi, tıpkı hava gibi görünmeyen ama her şeye nüfus eden bir şekilde küresel zihinleri aynı bilişsel yaşam ortamına kattı. Ticaretin birey üzerinden şekillenmesi, bireyin tüketimini ilk kez sınırsızca paylaşa bilmesini sağladı. Paylaşılan her şeyin arttığı gerçeğinin sağlaması ağ tarafından her gün durmaksızın yapılmakta.

Okumaya devam et

LİDER DEĞİL REHBER ÖĞRETMEN

Etiketler

, , , , , , ,

https://i0.wp.com/img2.wikia.nocookie.net/__cb20080112010033/uncyclopedia/images/6/67/Senile_teacher.jpg

Mustafa Ajlan ABUDAK

İçinde bulunduğumuz dönem; ”değişim” dediğimiz paradoksal olarak ”sürekliliği sabit” olgunun, giderek daha da hızlandığı bir görecelik deneyi,  gözlemcinin ” zihinsel konumunun/konforunun” değişimin hızını algılamada oynadığı göreceli rolün ise ön plana çıktığı bir zaman kayması hali.

Değişimin sosyal dokudaki tanımı ise; eski kavramların yeni anlamlar kazanması yada yeni kavramların ortaya çıkmasıdır. Eski değerlerimiz yenilerinin ortaya çıkışından çok daha hızlı bir şekilde parçalanmakta, dönüşmekte ve sonunda değişmekte. Değişimi en yakından takip eden kurum Platon’un Akademisini M.Ö 4.yüzyılda kurmasından beri okullardı. Çünkü toplumlar değişim enerjisini pek sevmez, değişimin getirdiklerini hazmetmeleri için Alın mavi hapı keyfinize bakın.. hazırlıklı bireylerin toplumda var olması şarttır. Yaklaşık 3 bin yıldır yazıyla ilerleyen! insanlık..21.yüzyıl şafağında kendini, eski kurumlarının pek hazırlıksız yakalandığı yeni bir evrimsel sıçramanın içerisinde buldu; bilgi çağı.

Bugüne değin öğretmenin rolü, içerisinde yer aldığı toplumun değerler dizgesini aktarmaktan ibaretti. Aslen eski sistem içerisinde ne kadar iyi bir öğrenci iseniz, o kadar iyi bir öğretmen olabilirdiniz. Yapmanız gereken tek şey edindiğiniz değerleri muhafaza edip, iyi bir şekilde aktarabilmekti. Çoğunlukla statik bir döngü olan bu öğrenme-öğretme şekli, sanayi devrimine kadar dayandı. Sanayi devrimi ile birlikte üretim şekillerinin değişmesi değerler dizgelerinin değişmesi ile sonuçlandı. Buda eğitimi bir parça değiştirdi. Sanayi devrimine kadar daha çok elitlerin ve ruhbanların elinde bir kontrol mekanizması olarak işlev gören eğitim, artık devrin ihtiyaçlarına göre tasarlanmış bir üretim bandı şeklindeydi. Eğitimin sadece yelpazesi genişlemişti. El ile üretilen metadan makine ile üretilen metaya geçiş öğrenme mekanizmalarında da yaşandı. Evde ders alan elitlerin yerini sınıfta ders alan topluluk aldı. Okul minyatür bir fabrikaydı. Yaş gruplarına ayrılan ham madde, üretim hattı üzerinde işlenip, hattın sonunda meslek gruplarına tekrar ayrıştırılıp, piyasaya son ürün olarak aktarılıyordu. Fakat daima asıl önemli olan şey, bu süreç esnasında içeriğin belirlenmesinin kimin kontrolünde olduğuydu.

Okumaya devam et