https://i0.wp.com/resources.razorplanet.com/513127-6467/513127_4701_331175.pngFormül belli: Çocuklar için doğru düzgün sağlık hizmetleri, yeterli beslenme ve kamu tarafından sağlanıp finanse edilen, bütün bölgeleri birbirine bağlayacak, insanları pazar imkanlarıyla, esnek ve rekabetçi ekonomiyle tanıştıracak, internet bağlantısı da bulunan kaliteli tesislerde verilecek iyi bir eğitim. Bu Amerika’yı ve bütün Amerikalıları yeniden harekete geçirebilir.

Ferid ZEKERİYA

fzekeriya@stargazete.com 13 Kasım 2011 Pazar

Bu hafta, Washington Post-ABC Haber’de yayınlanan anketler, bizim de hissettiğimiz şeyi ortaya koydu: Amerikalılar’ın çoğu bu ülkede zenginler ile fakirler arasındaki uçurumun artmasından giderek daha fazla endişe duyuyor. Diğer pek çok konuda olduğu gibi, bu konuda da partizanca bir bölünme yaşandı. Liberaller hükümete bu açığı kapatmak için gerekli tedbirleri alması yolunda baskı yaparken, muhafazakarlar bu tür önlemlere karşı çıktılar ve büyük çoğunluğu hükümeti destekliyor.

Ancak iki partinin üzerinde ortak mutabakata varamadığı bir başka sorun daha var ki gelir eşitsizliğinden çok daha önemli: Sosyal hareketlilik. İndiana’nın Cumhuriyetçi Valisi Mitch Daniels, “alt sınıflardan üst sınıflara” doğru sosyal hareketliliğin Amerikan rüyasının özü olduğunu vurguladı.

Bazıları hala işlerin yolunda gittiğini düşünüyor. Geçen ay, Heritage Vakfı’ndaki konuşmasında, Wisconsin Temsilcisi Paul Ryan, “Bu ülkede belli bir sınıfa mensup olmak kalıcı bir durum değildir. Gelir grupları arasında oldukça fazla hareketliliğin ve alt sosyal sınıflardan, üst sosyal sınıflara doğru geçişlerin yaşandığı bir toplumuz” dedi. Ryan, ABD’deki sosyal hareketlilik ile Avrupa’dakini kıyasladı ve şunları söyledi: “Geleneksel aristokrasilerinin yerini almış önde gelen refah devletlerinde, sayıları oldukça artmış uzun dönemli işsizlerden oluşan yeni bir alt sınıf oluşmuştur.”

Aslında bu ülkedeki sosyal hareketliliğin yerinde saydığını gösteren, artan sayıda kanıt mevcut. Bu hafta yayımlanan Time dergisinin kapağında şu soru soruluyordu: “Amerika’da hala yükselebilir misiniz?” Bir dizi akademik çalışmaya dayanan cevap ise “hayır”dı; daha önceki ve daha da kötüsü Avrupa’daki kadar değil.

En kapsamlı ve karşılaştırmalı araştırma ise, Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü tarafından geçen yıl gerçekleştirilmişti. Bu araştırmaya göre, Daniel’in de değindiği gibi, ABD’de alt sosyal sınıflardan üst sosyal sınıflara doğru gerçekleşen hareketlilik, aralarında Almanya, İsveç, Hollanda ve Danimarka’nın da bulunduğu önde gelen Avrupa ülkeleriyle kıyaslandığında, oldukça azdı.

2010 yılında düzenlenen bir Ekonomik Hareketlilik Çalışması, ABD’nin her yönüyle, Kanada’dan daha katı bir sosyo-ekonomik sınıf yapısına sahip olduğunu ortaya koydu. Bu araştırmaya göre, Kanada ile kıyaslandığında, ABD’de en çok kazanan gelir gruplarındaki ailelerin çocuklarının %25’inin yetişkin bireyler olduklarında da en çok kazanan on gelir grubu içerisinde kalmaya devam ettikleri görülüyor. Oysa Kanada’da aynı oran %18. ABD’de, en az kazanan on gelir grubunda yer alan ailelerin çocukları da, yetişkin olduklarında en az kazanan on gelir grubu içerisinde kalmaya devam ediyorlar. Oysa Kanadalılar için bu oran %22 ile %16 arasında değişiyor. Alt gelir grupları içerisinde en yoksul üçte birlik grubu oluşturan Amerikalıların çocukları Kanadalı ailelerin çocukları ile kıyaslandığında, üst yarıdaki gelir düzeyine ulaşmaları çok daha zor oluyor.

***

Bütün delilleri inceleyen Brookings Enstitüsü’nden Scott Winship’in vardığı sonuçlar, bu haftaki National Review’de yayımlandı: “Kesin olan şudur ki, en azından bir açıdan, Amerika’daki sosyal hareketlilik bir istisna teşkil etmektedir. Şöyle ki… toplumun alt sınıflarından gelenlerin sınıf atlama olanağı oldukça sınırlıdır.”

Şöyle bir düşündüğünüzde bu sonuçlar hiç de şaşırtıcı olmamalı. Avrupa ülkeleri, belki de eski sınıf temelli toplumlarının hayaleti üzerlerinde dolaştığı için, herkese eşit imkanlar yaratmak için çok ciddi yatırımlar yaptılar. Bu ülkeler karakteristik bir şekilde, son derece iyi çocuk sağlığı ve beslenme programlarıyla, Amerika’dakinden çok daha iyi bir kamu eğitim sistemine sahipler. Sonuç olarak da yoksul çocuklar, zenginlere karşı çok daha eşit şartlarla rekabet edebiliyorlar.

ABD’de ise şayet yoksulluk içinde doğmuşsanız, yetersiz beslenmeniz, çocukluk hastalıklarına yakalanmanız ve kötü bir eğitim almanız oldukça muhtemel. ABD refah devletinin kirli küçük sırrı ise pek oy kullanmayan yoksullar için para harcamak yerine dikkatini orta sınıfa veriyor olmak. Sonuç ortada. Her iki siyasi eğilimi de temsil eden Opportunity Nation adlı grubun görüştüğü bir öğrenci: “Doğduğunuz yerin posta kodu kaderinizi belirlememeli; ancak maalesef genellikle olan bu” diyerek durumu kısaca özetliyor.

Gelir eşitsizliği ile mücadele etmek gerçekten de çok zor. Zenginlerden alınan vergilerin artırılması; küreselleşme, teknoloji ve eğitimin getirdiği kazançlarla beslenen temel eğilimi değiştirmek yolunda ancak küçük bir etki yaratacaktır. Mesela, ABD’nin 1990’lardaki gelir dağılımına dönecek olursak, bu her yıl yüzlerce milyar doların yeniden dağıtılması demektir ki bunu sağlamak için önerilenin en büyüğünden daha da büyük bir vergi arttırımı yapılmasını gerektirir.

Fakat biz sosyal hareketliliği nasıl sağlayacağımızı biliyoruz çünkü daha önce de yapmıştık. Bunu son derece başarılı bir şekilde sağlamış olan özellikle Kuzey Avrupa ülkeleri ve Kanada’dan da öğrenebiliriz. Formül belli: Çocuklar için doğru düzgün sağlık hizmetleri, yeterli beslenme ve kamu tarafından sağlanıp finanse edilen, bütün bölgeleri birbirine bağlayacak, insanları pazar imkanlarıyla, esnek ve rekabetçi ekonomiyle tanıştıracak, internet bağlantısı da bulunan kaliteli tesislerde verilecek iyi bir eğitim. Bu Amerika’yı ve bütün Amerikalıları yeniden harekete geçirebilir.

Birde bugün NTVMSNBC ‘de açıklanan Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) yaptığı sosyal araştırmayı incelememiz yerinde olur.

http://www.ntvmsnbc.com/id/25307183/

Kaynak;  http://www.stargazete.com/yazar/ferid-zekeriya/yukari-dogru-sosyal-hareketlilik-inise-geciyor-haber-396876.htm

Reklamlar