DEĞİŞEN ÖĞRENENLER, DEĞİŞEN METODOLOJİLER

Danielle McCARTAN

Mustafa Ajlan ABUDAK

Eğitimin en önemli görevi diğer nesillerin yaptıklarını tekrar etmeyip yeni şeyler yapabilecek kadınlar ve erkekler yaratmaktır.  J.Piaget

Bu makale Danielle McCartan tarafından yazılmıştır. Danielle New Jersey’deki Ramapo Lisesinde yabancı dil öğretmeni ve NJ Üniversitesi lisansüstü öğrencisidir. Bu yazı onun bilgisi dahilin de yayınlanmaktadır.

Toplum ‘Merhaba, e-postamı aldın mı?’ diyen sıradan telefon çağrımızdan beri evirilmekte. Arka alan bildirimleri bu sorunla ilgileniyor, RSS beslemeleri fırından yeni çıkmış haber hikâyelerini insanlara taşıyor. Dokümanlar artık çevrimiçi erişilebilir, gerekli izne sahip herhangi bir kişi bunların düzenlenme imkânına sahip, her bir klavye vuruşu gelecekteki referans için kayıt altına alındı. Okyanuslar tarafından bölünmüş aileler, akrabalar ve arkadaşlar Skype adlı ücretsiz yazılımı kullanarak gerçek zamanlı bir şekilde birbirleriyle sohbet edebiliyorlar. Teknoloji hayatlarımız gibi eviriliyor.

Her ne kadar lise hayatı yıllarımdan çok uzak olmasam da, bugünün öğrencileri ben son sınıf öğrencisi olduğum 6 yıl öncesine göre oldukça farklı. Lise öğrencileri cep telefonlarına yapıştırılmışlar, eve gittiklerinde birbirleriyle video görüşmesi yapıyorlar, televizyon izlerken akıllı telefonlarını ve diz üstü bilgisayarlarını kullanıyorlar, bir saat içinde videoyu çekip, düzenleyip ve üretebiliyorlar. Bu kategoriye uyuyorum: ‘günümüzün ortalama üniversite mezunu hayatlarının 5.000 saatinden azını okumaya harcarken, 10.000 saatini video oyunlarıyla geçirmiş oluyor. ( 20.000 saat üzerinde seyrettikleri televizyonu hesaba katmazsak) ( Prensky 1). Gündelik konuşmada ortaya çıkan bir soru yaklaşık 3 saniye içerisinde kolaylıkla cevaplanabiliyor. Bunu gerçekleştirmek için akıllı telefonla Vikipedi’ye bakmak yeterli.

İki yeni terim meydana çıktı: Dijital Yerliler ve Dijital Göçmenler. Dijital Yerliler tüm teknolojileri kullanarak büyüyen kişileri tanımlamak için kullanılırken, Dijital Göçmenler bu farklı teknolojileri kullanmayı öğrenmek zorunda kalan önceki nesli ifade ediyor. Bu fark eğitimciler arasında bir bölünmeye neden oluyor. Büyük Bölünüş özellikle Amerika genelindeki okullarda meydandadır.’Her okula gittiğimde cihazları kapamak zorundayım.’ Bir lise öğrencisinin şikâyet ediyor.’’ (Prensky 3) Bu fenomen Birleşik Devletlerin her yanında günlük olarak meydana geliyor. Niçin? Tarihçi Peter Cochrane’nin geçerli bir cevabı var:

Öğrencilerin okuyup yazabildiği fakat birçok öğretmenin bunu yapamadığı bir okul düşünün. İşte yaşadığımız Bilgi Çağı için bir benzetmeye sahip oldunuz. (Mundorf)

Amerikan okulları (ülkemizin OECD eğitim istatistiklerindeki yeri ABD’nin yanıdır) dünya genelinde gerilere düşmektedir ve bunun en önemli nedeni öğretmenlerinin geri kalmış eğitimciler olmasıdır. Teknolojik gelişmeler birçok Amerikan (Türk) öğretmeni çağ dışı konumda bırakıyor. Yaşadığımız çağda, öğrenciler sınıfa girer girmez cihazlarını (kendilerini) kapamamalılar. ‘Bugünün öğrencileri geçmişteki öğrencilere göre bilgiyi tamamen farklı şekillerde düşünüp işliyorlar. (Prensky 1) ve öğretmenler teknolojiden korkmak yerine onun kucaklayacak farklı yolları ortaya çıkarmak ve ‘bunu bu şekilde öğrendim’ zihin setinden kurtulmak ihtiyacındalar. Bu Bilgi Çağı’nda bu o eski metodolojiler modası geçmiş uygulamalar. Bu Dijital Yerlilerin dikkat edememesi durumu değil dikkat etmemeyi seçmeleridir. (Prensky 3) ve eski yöntem bilimleri kullanan öğretmenler, öğrencileri tarafından görmezden gelinme riskiyle karşı karşıyalar.

Birleşik Devletlerdeki en iyi tıp okulları modern öğrencilerdeki değişimle mücadele ediyorlar. Müfredatlarını değişen öğrenenlerin ihtiyaçlarını karşılamak için uyarlıyorlar.  ‘ Bugünün tıp okullar bir nesilde yaşanan en büyük değişim süreci içinden geçiyorlar.’ (Pink 77)

Artık bir hastanın semptomlarını bir bilgisayara yükleyerek, bilgisayarın bir teşhis listesi oluşturması oldukça kolay. Columbia Tıp Fakültesinde, gelecekteki uygulayıcılar ileride kullanılacak olan bilgisayarlı teşhis gücü için eğitilmekteler. (Pink 77). Hatta en son uygulamaların biri olan Yale Tıp Fakültesinde öğrenciler normal kurs çalışmalarına ek olarak, resim çalışmaları yapmak zorundalar. Bu’ akıllı müfredat’ resim pratiği yapan öğrencilerin ilerde hastada var olabilecek en ufak değişimleri fark etmekte zorlanmayacağı düşüncesini savunmakta. (Pink 77).  Kim düşünmüş olacaktı? Ne zaman hükümet politikası yoluyla hemen zengin olanların ceplerine konulmuş paranın daha az varlıklı olanların ellerine geçeceği kuramı ana akım halk eğitimine ulaşacak? Öğretmenler inisiyatifi ele almalılar.

Sanal dünyadaki uygulamalar ve web siteleri arasında kaybolmak çok kolay; bu sebeple, bilgi ve teknoloji aşırı yüküne sahip olmaktansa, öğretmenler detaylı bir şekilde araştırma ve planlama yapmak zorunda ve farklı teknolojileri kullanmalılar. ‘Eğitimciler olarak, Dijital Yerlilerin dilinde nasıl öğreteceğimiz konusunda düşünmek zorundayız…’ (Prensky 4). Öğretmenler teknolojiyi parça parça sınıflarına dahil etmek için plan yapmalılar.

Bu sınıflarım da Edmodo ile plan yapmamın ve onu kullanmamın sebebi. Edmodo Linkedin ve Facebook kuran zihinlerin ortaklığından çıkmış Facebook’a çok benzeyen ara yüze sahip bir sosyal bir ağ. Güvenlik ayarları oldukça güçlü, içerik paylaşımı, katkı ve görevlerde kullanılmak üzere oluşturulmuş sınıf içi bir öğrenme motoru. (Guynn).

Öğrencilerim ve ben ara yüze alışkın olduğumuzda derinlemesine keşfetmemiz gerekmedi. Başlangıç olarak, Edmodo’yu bir ev ödevi platformu olarak kullanmayı düşünmüştüm. Ev ödevlerini tamamlamak için öğrencilere birçok çalışma kâğıdı vermektense- ki geribildirim almaları için de bir sonraki günü beklemek zorundalar ve cevapları birbirlerinden kolayca kopya edebilirler-, Edmodo’nun sınav seçeneğini kullanmak üzere plan yapmaktayım. Bu çalışma kâğıtlarını çevrimiçi küçük sınavlara dönüştürmeyi planlıyorum. Böylece öğrenciler neyi neden yanlış yaptıkları hakkında anında geribildirim alabilirler.

İtalyanca sınıflarımdan birinde, giysiler hakkındaki üniteme gelmek üzereyim. Öğrenciler için benim giysiler ile ilgili öğrendikleri kelimeler hakkındaki video sorularımı cevaplayabilecekleri uzun vadeli (bir haftalık) bir ev görevi oluşturmayı planlıyorum. Öğrenciler cevaplarını Edmodo yoluyla postalayacaklar.

Dünya genelindeki dil eğitimcilerinin amacı, dört duvar içindeki 42 dakikalık sınıf zamanı dışında dili kullanmak olmalıdır. Edmodo bu bağı sağlıyor. Edmodo ara yüzünde, rozetler adı verilen bir sekme var. Öğretmenlere herhangi farklı bir konuda öğrencileri için rozetler oluşturma olanağı sağlanıyor, fakat ben uygun kısa mesajlar yoluyla iletişim kurup bu sohbetleri Edmodoya yüklemeyi düşündüğüm SMS rozetleri yolu ile ödüllendirmeyi planlıyorum.

Çalışmalar gösteriyor ki, akıllı telefonu olan öğrenciler olmayanlara göre daha fazla çalışmakta’ (Flacy). Edmodo’nun öğrencilerin akıllı telefonlarında kullanabilecekleri bedava bir yazılımı da bulunmakta. Öğrenciler fotoğraflar , video yayınlamaları hatta ev ödevlerini hareket halinde tamamlayabilecekler yani mobil olarak bilgi yükleme yapabilirler. (mupload)  Umut ediyorum ki,  öğrenciler ben onlara herhangi bir şey söylemeden kendiliklerinden Edmodo grubumuz için bir şeyler postalayacaklar.  Bunu düşünsenize!

Psikolog Jean Piaget:

 Eğitimin en önemli görevi diğer nesillerin yaptıklarını tekrar etmeyip yeni şeyler yapabilecek kadınlar ve erkekler yaratmaktır.’ demişti.

(Mundorf)

En son teknolojilerle ve bilgilerle donanmış olmak, bunları sınıflarında etkin bir şekilde kullanabilmek öğretmenin görevidir. Öğrenciler cihazlarını ders boyunca kapamak ve saklamak zorunda olmamalıdırlar. Birçok harika kaynak bulunmasına rağmen kendi kanaatimce Edmodo bunları hepsine sahiptir. Edmodo’nun sosyal ağ ara yüzü ve uygulamaları öğrencilerin gündelik olarak kullandıkları araçlardır. Niçin bunları sınıf ortamında da kullanmasınlar? Bu John Chapin’den bir anekdotu çağrıştırmakta: :

 Dünün okullarıyla geleceğin dünyasına bugünkü öğrencileri yetiştirecek kaynağa sahip değiliz’(RTC Handout).

Çok büyük bir paradigma değişimi yaşanmakta. Amerikan (ve Türk) eğitim sistemi en yetkin dünya vatandaşları üretmekte bu dönemeçte başı çekmek zorundadır.

makale ilk olarak http://esheninger.blogspot.com/2012/04/changing-learners-changing.html yayınlanmıştır.

Kaynaklar

Mundorf, J. Universal Design for Learning:  Reaching all learners in the digital age. Randolph,

Regional Training Center.

Flacy, M. (2011, December 3). Study: Students With Smartphones Study More Often. 21st

Century Fluenct Project.  Retrieved from:             http://www.committedsardine.com/blogpost.cfm?

blogID=2474

Guynn, J. (2011, December 8). “Edmodo, Facebook for classrooms, lands $15 million, top

advisors”. The Los Angeles Times. Retrieved from:

http://latimesblogs.latimes.com/technology/2011/12/edmodo-facebook-for-classrooms-      lands-

15-million-top-advisers.html

Pink, Daniel H. (2006). A Whole New Mind: Why right-brainers will rule the future. New York:

Penguin Group.

Prensky, M. (2001). Digital Natives Digital Immigrants. On the Horizon, 9(5), 1-6.

Reklamlar

DEĞİŞEN ÖĞRENENLER, DEĞİŞEN METODOLOJİLER” için 4 yorum

  1. Gerçekten çok güzel bir yazı…
    “Eğitimin en önemli görevi diğer nesillerin yaptıklarını tekrar etmeyip yeni şeyler yapabilecek kadınlar ve erkekler yaratmaktır.”

    Şuan MYO’ okumaktayım, inanırmsınız öğretim görevlilerimizin çoğu kitaptaki bilginin aynısını okuyup öğrencilere aktarıyor…
    Öğretim görevlileri kendilerini geliştirmek/öğretmek gibi bir gayeleri yok.. emekli olmanın derdindeler..
    Meslek derslerime giren bir öğretim görevlisinin elinde ders notları var (sanırım kendi öğrencilik yıllarından kalma) o kağıdın aynısını örnek olarak çözer bazen bir iki rakam değiştirir… dersi bu şekilde anlatır… Sorsanız çok iyi anlatmıştır.. ki anlattıkları güncel değil..
    Sınavlar ise her yıl aynı, soru kağıdının sadece tarihi değiştiriliyor… :)) Durum bu kadar vahim… ders sayısal ancak hoca her yıl aynı soruları sorduğundan dolayı kopya çekiliyor :)) bazen düşünüyorumda bu hoca neden böyle yapıyor ? sanırım dersi iyi anlatamadığı için bu yola baş vuruyor.. aksi takdirde dersi çok az kişi geçiyor.. Ben ise cevaplarını bildiğim halde dersi geçemiyorum :)) çünkü mantığını anlamadan sadece ezberle geçmek istemiyorum… arık bende mantığını öğrenmeye çalışmadan ezbere/kopya ile geçmeye karar vermek zorunda kaldım aksi takdirde okulum uzayacak…

    Mezun olduktan sonra bu hocaları şikayet etmek istiyorum sizce yapmak istediğim,doğru bir davranış mı?

    1. Kesinlikle gerekli yerlere durumu aynen belgeli olarak (misal aynı sınıfın 2 yılki final kağıtları)bildir..

  2. Dijital yerliler ve dijital göçmenler tabirleri çok hoşuma gitti. Ben sanırım internette henüz hiçbir Türkçe sayfanın olmadığı dönemlerde aktif bir bilgisayar kullanıcısı olduğumdan kendimi yerliler arasına dahil edebilirim. Yerlilerden biri olmama rağmen çoğu zaman göçmen kaldığımı hissettiğim anlar oluyor.
    Tıp fakültesi öğrencilerin yetiştirilme tarzıyla ilgili örnekten hareketle eşim ve bir doktor arkadaşının ortaklaşa yaptığı ve Türkiye’de şu anda ilk olan projeyi örnek verebilirim.
    http://www.diagnoscope.com
    http://winally.com/gorusler_2058_Hastaya_Yeni_Bir_Rehber

    Diagnoscope, hastalık belirtileri tarama programı. Program önümüzdeki aydan itibaren Hacettepe Üniversitesi tıp fakültesi öğrencileri tarafından derslerde kullanılmaya başlanacak. Türk eğitim sistemi için önemli gelişmelerden biri olduğunu düşünüyorum.Siz ne dersiniz?

    1. Dijital yerliler ve göçmenler kavramları yeni kavramlar değil son 3-4 senedir yoğun şekilde tartışılıyorlar. Steve Wheeler gibi bir takım uzmanlar bu kavramların uydurulmuş olduğunu düşünüyor.Diğerleri ise var olan jenerasyon boşluğu, eğitici ve öğrenen arasındaki zamanın ruhu farklılığının geçmiştekilere oranla ölçülemeyecek denli büyük olmasından ötürü bu kavramlara ihtiyacımız olduğunu düşünüyorlar. Steve Wheeler’ın bir yazısını bu konuda eklemeyi düşünüyorum.

      Eşinizin web uygulaması oldukça güzel bir arayüz. Şahsen çok beğendim. Bunun ileride kimlik numaraları ile hasta geçmişini doktorun izleyebileceği modüller eklenerek ve tahlil sonuçlarınında girildiği bir versiyonu ile yönlendirmeden gerçek teşhise doğru adım atılacaktır. Bunun bu yolda atılmış oldukça olumlu bir adım olduğunu söyleyebiliriz. Gerçekleştiren ve emeği geçen herkese teşekkür etmek gerekli.

      Bu tip uygulamalar geleceğin eğitiminin temel taşları olacak. Öğretmenin bilgi aktaran kişi rolünden bilgi edinme sürecindeki rehbere doğru evrilmesi şuan gerçekleşiyor. Ülkemizdeki öğretmen yapısının akan zamanın gerektirdiği kadar hızlı bir dönüşümü gerçekleştirebileceğinden oldukça kuşkuluyum. Personel yapımız ve büyüklüğü esnek, hızlı ve ademi merkeziyetçi bir sürecin önündeki en büyük engel.Ayrıca performansa dönük bir öğretenin de öğrendiği (Docendo discitur) bir yapıya geçmedikçe ve bu yapı sürekli bir şekilde branş bazında kendi otonom denetleme içeriğini meslek dahilinde oluşturmadıkça yapılan hamleler zaman kazanma (aslında kendi ayağımıza sıkma) olarak devam edecektir. Öğretmenlerin yüksek lisans yapmasının zorunlu tutulduğu, her öğretmenin en az bir yabancıdil bilmesinin gerektiği bir evredeyiz. Gereksiz kavram bombardımanıyla yapılan endoktrinasyonu terk edip, bilgi çağı ekonomisinde, verimli ve sürekli üretim sağlayabilecek öğrenciler için, ilk olarak öğretim kadroları daha sonra öğretim çevreleri ve büyük bürokratik yapısı dönüştürülmelidir. Sağlık konusunda bunun başarılı örneklerini görmek, eğitim içinde bizlere umut veriyor.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s