Etiketler

, , , , , , , ,

Mustafa Ajlan ABUDAK

 

Bilgi ekonomisi, bilginin ekonomiyi ve ekonomik kararları nasıl etkilediğini ele alan mikroekonomi dalı. Bilginin kolay yaratılmasına karşın güvenirliliğinin görece güç sağlanıyor oluşu, çabuk yayılmasına karşın kolaylıkla kontrol altında tutulamaması gibi temel özellikleri ekonomik kuramların karmaşık bir biçim almasına yol açmaktadır.

Ekonomik çözümlemenin ilk adımı bilginin bir ekonomik değerinin bulunduğunu anlamaktır. Bu değer; bireylerin, bilginin bulunmadığı bir duruma göre daha yüksek gelir elde etmelerini sağlayan kararlar almalarına yardımcı olmaktadır. 1

Bilgi ekonomisinin dört temel direği bulunmaktadır:

1. Yerel ve küresel bilginin ekonominin tüm sektörlerinde yaygın ve etkili kullanımını özendiren, girişimciliği teşvik eden, bilgi devriminin yarattığı ekonomik ve sosyal dönüşümlere izin veren ve onları destekleyen uygun bir ekonomik dürtünün ve kurumsal rejimin yaratılması ve bilgi toplumunun hukuksal altyapısının oluşturulması;

2. Kaliteli eğitim ve yaşam boyu öğrenimin herkesin erişimine açık olduğu, yetenekli, esnek ve yaratıcı insanlardan oluşan bir toplumun yaratılması;

3. Toplumun tüm kesimlerinin erişimine açık, etkili ve rekabetçi bilgi ve iletişim hizmet ve araçlarının oluşturulmasını sağlayan, dinamik bir bilişim altyapısının, tam rekabete açık ve yenilikçi bir bilişim sektörünün kurulması;

4. Hızla büyüyen küresel bilgi stokuna katkıda bulunan, bu stoku yerel ihtiyaçlara uyarlayan, yeni ürünler, hizmetler ve yeni iş yapış tarzlarının yaratılmasında kullanan şirketleri, bilim ve araştırma merkezlerini, üniversiteleri, düşünsel üretim odaklarını ve toplumun tüm örgütlü kesimlerini kapsayacak bir biçimde inovasyon ve girişimciliğin desteklendiği etkili bir ulusal inovasyon sisteminin ve iş ortamının yaratılması…

Türkiye bu dört temel alanda ulusal politika ve stratejilerini oluşturmak ve köklü bir dönüşüm hamlesi içinde sürdürülebilir kalkınma ajandasını bu temeller üzerinde inşa etmek zorundadır.Küresel ticaret ağlarının entegre dünyasında rekabet ediyoruz. Ancak bu ağlarda özgürce dolaşan ve paylaşılan bilgi, ekonomik açıdan katma değer yaratabilir. Ürettiğimiz bilginin küresel ağlardaki dolaşım yeteneği, tüm sektörlerin etki ve kapsamını belirler. 2

Türkiye dünyanın en büyük 17. ekonomisidir. Buna karşılık eğitimde ve bilimde durumuz nedir? Sürdürülebilir bir ekonomi için insan kaynağının ve bu kaynaktan üretilen ekonomik girdinin ekonomik büyüklükle doğru orantılı olması gerekmektedir. Ülkemiz giderek artan hızda teknolojinin şekillendirdiği bir ekonomik ortamda orta ve ileri teknoloji konusunda üretimi olan/olabilecek bir ekonomik yapıda mıdır?

İhracatı Geliştirme Etüd Merkezi’nin (İGEME) ”Yüksek Teknoloji Endüstrilerinin Dış Ticaretine Bakış” konulu araştırmasında, Dünya toplam ihracatında yüksek teknoloji ihracatının payının yüzde 25 seviyesinde iken, Türkiye’de yüksek teknoloji ihracatının toplam ihracattaki payının yüzde 4’ler seviyesinde bulunduğu kaydedildi.

Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu (TİSK) Araştırma Servisi’nce yapılan inceleme, kalkınma açısından en önemli göstergelerden biri olan ileri teknoloji ürünleri ihracatı konusunda Ülkemizin yetersizliğini ve bir an önce etkin politikalar uygulanması gerektiğini ortaya çıkardı. 3

AB’nin resmi istatistik organı Eurostat’ın Mart 2009 tarihli “Statistics in Focus” yayınında Tomas Meri imzası ile yayınlanan makalede, AB’nin ve diğer ülkelerin ileri teknoloji ürünleri ihracatı alanındaki küresel pazar payları ve değişimi analiz edildi.

Yapılan analiz sonuçlarına göre, 2006 yılı itibariyle Çin 217,6 milyar avro tutarında ileri teknoloji ürünü ihraç ederek dünya ihracatında %16,9 pay sahibi oldu ve birinciliği aldı .

ABD 215,8 milyar avro ve %16,8 ile Çin’in ardından ikinci oldu.

Avrupa Birliği, 27 üye devleti ile Çin ve ABD kadar ihracat yapamadı. AB-27 193 milyar avro ve %15 değerleriyle yetindi.

Yüksek teknoloji ürünleri ihracatında 4. sırada Japonya, 5. sırada Singapur yer aldı.

Dilerseniz Eğitimde en geniş kabul görmüş verileri sağlayan PISA 2009 skorlarına Çin, Japonya ve Singapur’un derecelerine bakalım ;

Türkiye’nin bu tablo içindeki durumu ekonomisinin büyüklüğü ve kalkınma beklentisi ile kıyaslanamayacak kadar zayıf. Eğitimi zayıf olan bir ülkenin teknoloji üretimi ne olur?

Türkiye 2006 yılında sadece 359 milyon avroluk ileri teknoloji ürünü ihraç edebildi ve küresel pazardan on binde 2 pay alabildi. Ülkemiz bu çok yetersiz sonuçla İzlanda ve Güney Kıbrıs gibi ülkeler sınıfında yer aldı (Tablo 2 ve Şekil 2).

Uluslararası Yönetim Geliştirme Enstitüsü (IMD) 2008 Dünya Rekabet Gücü Yıllığı’nda yer alan verilere göre de Türkiye ileri teknoloji ürünleri ihracatı sıralamasında 2006 yılı itibariyle 55 ülke arasında 52nci (sondan dördüncü) sırada bulunuyor.

ÜSTELİK GERİYE GİDİYORUZ

Dahası, veriler 2001-2006 döneminde Türkiye’nin ileri teknoloji ürünleri ihracatının yılda ortalama %20,6 oranında gerilediğini ve Avrupa içinde en olumsuz eğilime sahip olduğumuzu gösteriyor (Tablo 2).

Söz konusu ürünlerin toplam ihracat içindeki payının ise Türkiye’de %1,4 olduğu belirlendi. Bu oran da Makedonya’dan sonra Avrupa’nın en düşük değeri (Tablo 2).

Türkiye Bilimsel Yayın Göstergeleri Dünyanın Göstergelerine Göre Ne Durumdadır?

TÜBİTAK Ulusal Akademik Ağ ve Bilgi Merkezi’nce (ULAKBİM) hazırlanan “Türkiye Bilimsel Yayın Göstergeleri: 1981-2009 Dönemi Tüm Bilim Dallarında Ülkeler ve Gruplar” kitabında, dünyanın çeşitli ülkelerinde temel, tıbbi, mühendislik, zirai ve sosyal bilimler alanlarında yapılmış yayınlara ilişkin veriler yer alıyor.

Çalışma, Türkiye’nin bilimsel göstergelerini, dünyanın gelişmiş ve teknoloji üreten ülkelerin bilimsel göstergeleriyle karşılaştırmayı, gelecek yıllarda Türkiye’nin bilim ve teknoloji yol haritasını belirlenmesine ışık tutmayı hedefliyor.

Dünyada en çok yayın yapılan konu kategorisinin başında Biyokimya ve Moleküler Biyoloji yer alırken, bu kategoriyi Kimya, Malzeme Bilimleri, Fizik, Farmakoloji ve Eczacılık izliyor.

Yayın başına düşen atıf sayısına göre, etki değeri en yüksek konu kategorisinde ise Hücre Biyolojisi birinci sırada bulunuyor.

Nano bilim alanında ABD, Çin, Almanya önde geliyor

Mühendislik Bilimlerinde ise Elektrik ve Elektronik Mühendisliği konusunda ABD hem yayın sayısı hem de etki değeri bakımından ilk sırada. Japonya, İngiltere, Almanya ve Kanada ise ilk 5 sırada yer alıyor.

Nanobilim, Nanoteknoloji ile Nükleer Bilimler ve Teknolojisi kategorilerinde en çok yayın üreten ülkeler ABD, Çin, Japonya, Almanya, Fransa ve Rusya olarak belirlendi.

Türkiye’nin en çok yayın ürettiği mühendislik dalları sırasıyla şöyle: Kimya Mühendisliği, Malzeme Bilimleri, Elektrik ve Elektronik Mühendisliği, Polimer Bilimler, Gıda Bilimleri ve Teknolojisi, Enerji ve Yakıtlar.

Türkiye’nin ayrıca etki değeri yüksek yayınlarının kategorileri ise Jeokimya ve Jeofizik, Metalurji ve Madencilik, Jeoloji olarak tespit edildi.

En yüksek etki ABD, İsviçre, İsveç’ten

1981-2009 döneminde yıllık en yüksek etki değerlerine sahip ülkeler arasında ABD, İsviçre, İsveç ve İzlanda geliyor.

ABD hariç, İsviçre, İsveç ve İzlanda yayın sıralamasında daha alt sıralarda yer almalarına rağmen, ürettikleri yayın başına düşen ortalama atıf sayıları çok yüksek olarak belirlendi. Bu da ismi geçen ülkelerin ürettikleri bilimsel yayınların akademik camiada sıklıkla başvurulan kaynaklar niteliğinde olduğu yönünde yorumlanıyor.

Türkiye’nin dünya yayın toplamına katkısı 1981, 1982 ve 1983 yıllarında yüzde 0.07 iken, 1984’ten 2009’a kadar bu oranın arttığı belirlendi. 2002 yılından itibaren bu oran yüzde 1.07’den, 2009 yılında yüzde 1.85’e ulaştı. 4

Ancak yayınların etki değerinin yayınların sayısı ile ters orantılı olduğu görülmektedir. Bilgi ekonomisinin olanca hızıyla yol aldığı bugünlerde, bu veriler sayesinde,  niçin eğitimin hem akademik hem orta eğitim düzeyinde yegâne önceliğimiz olduğu sanırım yeterince açıkça anlaşılmıştır. Ülke eğitimleri ile o ülkenin etkin ekonomik performası arasındaki korelasyon dikkat çekicidir. Yüksek teknoloji üretemeyen,bilgi üretemeyen ekonomilerin genel dünya ekonomisinde üst sıralara gelmesini bırakın, şuanda bulunduğu yeri koruması imkansızdır. Geç kalma lüksümüz olmayan bir çağda, durumumuz hiçte iç acıcı değildir.

İlgili diğer makalem; PISA’nın Gör Dediği

Kaynak;

1. http://tr.wikipedia.org/wiki/Bilgi_ekonomisi

2. http://ozguruckanzone.blogspot.com/2008/06/bilgi-ekonomisi-bilgi-toplumu.html

3. http://www.tisk.org.tr/isveren_sayfa.asp?yazi_id=2340&id=110

4. http://www.on5yirmi5.com/genc/haber.82750/dunyayi-dini-bilimlerle-etkiliyoruz.html

http://turkoloji.cu.edu.tr/GENEL/ibrahim_ortas_turkiye_bilimsel_yayin_karsilastirma.pdf

Reklamlar