Etiketler

, , , , , , , , , , , ,

STEVE WHEELER

Mustafa Ajlan ABUDAK

 Öğrenmenin mimarisi isimli bir önceki makalemde  dijital çağda öğrenmenin bazı anahtar özelliklikleriyle ile ilgili çerçeve çizdim, ve Öğrenme 1.0 ( Learning 1.0 – sosyal medya dan önce) ve Öğrenme 2.0 (Learning 2.0) arasındaki farkları belirlemeye başladım. Makalenin özetinde, iki tip öğrenmenin arasındaki kesin farkın, daha çok öğrenenlerin etkileşime girme yollarının nasıl değiştiğine bağlı olduğunu ve öğrenenlerin kendi öğrenmelerini oluşturma, paylaşma ve organize etme yeteneklerinin arttığını ileri sürmüştüm. Öğrenme 2.0 sosyal olarak daha zengin ve daha paylaşımcı, ve diğer öğrenenler ile daha önceki her hangi bir öğrenme yaklaşımına göre daha çok etkileşime dayanmaktadır. Bu değişim benzer ilgilere sahip diğerleriyle bağlantı kurma yollarını kolaylaştıran ucuz ağ erişim cihazlarına erişim sayesinde fark edilmeye başlandı. Giderek artan bir idrak artık sizin ne bildiğinizin değil fakat kimi bildiğinizin önemli olduğudur. Artık bilgisayarınız zihnimizin yegane uzantısı olmaktan çıktı- şimdi dünyadaki diğer herkesi de çağırabilirsiniz. Sosyal medya öğrenenlerin bağlanmasını ve birlikte çalışmasına her yerde olanak veriyor, işe yarayan topluluklar ve ortak ilgi alanları ağları oluşturuyor. Öğrenme 2.0 yaklaşımının tüm gücü daha henüz anlaşılamadı fakat öğrenmenin yönetildiği yolda radikal değişiklikler görüyoruz. Eğer Ağı, öğrenenlerin onu kullandıkları yollara dayanarak incelersek, kaçınılmaz olarak Öğrenme 3.0 ve ötesini de düşünmemiz gerekecektir. Bu da beni günümüzdeki eğilimlere, ufukta ne gibi yeni teknolojiler ve yaklaşımların yolda olduğu ile ilgili öngörüye dayanarak, öğrenmenin geleceğinde ne göreceğiz ile ilgili düşünmeye yönlendirdi. Öyleyse şimdi Öğrenme 3.0

 Öğrenme 3.0 , eğer tüm abartılara inanacak olsaydık, bir meta-ağlar yani anlam temelli ağlar mimarisi içine yerleştirilecektir. Şuan kısmen hem ağda yaşanmakta olanlardan, hem de yeni zeki filtreleme araçları sayesinde bunu görüyorum. Giderek artan şekilde, kullanıcılar içeriğe, bağlantılara ve sosyal ağın patikalarına katkıda bulundukça, ağ daha ‘zeki’ hale gelecek ve kullanıcılarına aradıklarını bulmaları için olası en iyi yolları önerecek. Ağ kullanıcılara henüz ihtiyacı olduklarının farkında olmadıkları şeyleri dahi önerecek, ihtiyaçlarını daha önceki davranışlarından ve seçimlerinden yola çıkarak belirleyecek. Öğrenme 3.0, öğrenenleri, bağlamdan haberdar, yeni sezgisel ve doğal arayüzler vasıtasıyla onları birbirine bağlayan incelikli ağ araçlarının etkin kullanıcıları olarak görecek. Burada sadece ses ile etkin olan, hareket ile kontrol edilebilen arayüzler düşünmekle kalmayacağız, artık sadece düşünmeyle cihazları kontrol edebilmemizi sağlayan retina taraması, yüz tanıma ve hatta doğrudan deri altına yerleştirmiş cihazlarla biyometrik tanıma sistemlerini de hesaba katmaya ihtiyacımız var. Öğrenme 1.0 taksonomiler ve içerik çevresinde düzenlenmiş, çoğunlukla uzmanın oluşturduğu bir yapı iken, Öğrenme 2.0 öğrenenin içerik oluşturduğu bir değişim olarak görüldü, ve halk sınıflarının aniden mülkü haline geldi. Bir süredir şunu biliyoruz ki, insanlar bir şeyler yapmaya etkin şekilde katıldıklarında, problem çözdüklerinde ve diğerleriyle etkileşime girdiklerinde daha iyi öğreniyor. Sosyal medya bunun küresel seviyede başarılması için araçlar sağlamakta.

Öğrenme 3.0 tablo

 Öğrenme 3.0 kullanıcı ve makineler tarafından oluşturulacak, ve (rhizonomiler) kök sınıflamalar adını verdiğim yapı içerisinde temsil edilecekler. İçeriğin (rhizonomickök yapısındaki organizasyonu, karmaşık, öğrenenler için sonsuz olasılıklara ve çözümlere kapı açan çok boyutlu ve içeriğin çok merkezli/odaklı organizasyonundan meydana çıkacak. Öğrenenler içerik boyunca kendi karar verdikleri rotaları seçtikçe, böylece içerik değişecek ve yeni düğümler ve bağlantılar devasa, dinamik, sentetik zihinsel bir kovan oluşturulacak. Burada her hangi bir güçlü yapay zeka modeli hesaplamasına atıfta bulunmuyorum, daha çok ağın içerisin deki davranışa, zeki sistemlerin bireysel kullanıcıların giderek büyüyen devasa uygulama toplulukları içerisindeki ihtiyaçlarına karşılık vermesinden bahsediyorum. Her bir öğrenen bir bilgi bağı, ve içerik üretim düğümü olacak. (RhizomKök metaforunu/mecazını genişletirsek, öğrenenler semantik ağın büyümesini sağlayan üretim mekanizmaları gibi davranacaklar, fakat aynı zamanda ondan beslenecekler de. Öğrenme 3.0 makine ve insan arasındaki sınırsız simbiyotik/bağlı ilişkinin hali hazırda süren yüzüdür. Öğrenme 3.0 ne olursa olsun kendisinden önce gelenden tamamıyla farklı olacağına emin olabiliriz. Yeni öğrenme modellerine, yeni etkileşim yollarına, ve hem sağlam hem değişken olabilen kişisel olarak içerik haline gelmiş fakat sınırı olmayan bilginin yeni temsil şekillerine şahit olacağız. İnanıyorum ki öğrenmenin geleceği gerçekten de oldukça ilginç olacak.

Dipnot: Bu yazıdaki düşüncelerim tamamen embriyo safhasında ve eleştiriye açık. Bir bakıma ümitsizce hedefi ıskalamış olabilirim, çünkü bu alan benim için yabancı sayılabilir. Fakat görüşlerimi kamuoyuna açıklama riskini alarak, sizlerden alabileceğim geri bildirimler, düzeltmeler, tavsiyeler ve önerilere değer vererek gelecekte ne gibi bir öğrenme görebileceğimiz üzerine düşünmek için yeni yollar arıyorum.


Kaynak: http://steve-wheeler.blogspot.co.uk/2012/11/next-generation-learning.html

Makale içindeki Tablonun PDF hali:

 https://docs.google.com/file/d/0B3FJ-O1l2FLsdXp1MU5ZS25aUWc/edit?usp=sharing

Reklamlar