Çevrimiçi Çevrimdışı Dijital Öğrenme Atölyesi- Viyana NoLabel Project

IMG_0777

24-29 Mayıs arasında Viyan’da No Label Project tarafından gerçekleştirilen Çevrimiçi Çevrimdışı Dijital Öğrenme : Kullanıcı Dostu Deneyim Atölyesi oldukça verimli geçti. Atölye çalışmasında teknoloji devriminin eğitime getirdiği boyutları detaylıca işledik, konuştuk, tartıştık. Özellikle öğrenci merkezli eğitimin ve işsizliğe karşı neler yapılabileceği üzerinde hararetli beyin fırtınaları oldu. Avrupa Topluluğunun önümüzdeki 20 yıl içerisinde eğitim ve internet güvenliği açısından ( mahrumiyetin korunması da dahil) neler yapması gerektiği ile ilgili tartışmalarda oldukça ilginç fikirler çıktı.  Güzel arkadaşlıklar ve bağlantılar kurduk. Atölyede gerçekleşen tüm bu sunum ve tartışmaları yakında bir değerlendirme metni şeklinde burada sunacağım. 

IMG-20140329-WA0005_1

IMG_20140327_163727_1 IMG_20140327_164025_1

http://nolabelproject.org/users-friendly-experience/

Reklamlar

KÖK DÜĞÜMLERİ (Rhizomatic) EĞİTİM MODELİ

Mustafa Ajlan ABUDAK

Müfredat olan Topluluk

Kök düğümleri doğal yapılar olarak içinde bulundukları ortamın şartlarına göre şekillenen ve büyüyen yapılardır. Birbirleriyle deneme yanılma yoluyla ilişkiye geçerler ve bir ağ oluştururlar. Bu ağ dikey bir hiyerarşi ile değil yatay bir çoğulculukla ama her bir düğümün kendi patikasını belirleme hürriyetiyle şekillenir.

Kök düğümleri eğitim modelinde de öğretim programı uzmanlar tarafından daha önceden kararlaştırılmış içerik tarafından belirlenmez. Öğrenme sürecine katılanlar tarafından gerçek zamanlı olarak ortaya çıkan ihtiyaçlar ve katkıların müzakeresi sonucu yapılandırılır. Bu topluluk eğitim programının kendisi gibi davranarak, kendi öğrenme hedefini, tıpkı köklerin değişen çevresel koşullara verdiği tepkiye benzer olarak, doğaçlama yoluyla şekillendiren, yapılandırılan ve yeniden oluşturan bir yapıdadır.

Kök, soy ağacı benzetmesinin zıddıdır. Kök kısa süreli bellek ya da belleksizliği çağrıştırır. Kök çeşitleme, genişleme, fetih etme, yakalama yoluyla işleyen bir yapıdır. Grafik sanatlar olan çizim ve fotoğrafçılığın tersine, kök yapı bir harita gibi çoklu giriş yolları, çıkış yolları ve kendine ait uçuş hatları olan daima değiştirebilir, dönüştürebilir, bağlanabilir, tersine çevrilebilir bir şekilde oluşturulmalıdır. (Deleuze and Guattari 1987, 21)

Bu model ile, bir topluluk bağlamsal bilginin haritası yoluyla bugün değişen ve gelişen bilginin yeterince esnek bir eğitim programını oluşturabilir. Bu etkin bir topluluğun yaşayan eğitim programı ayrılabilir, bağlanabilir, tersine çevrilebilir, değiştirilebilir ve çoklu giriş yolları ve çıkış yollarına sahiptir.

Couro’nun sınıfı örneğinde, öğrenciler kendi köksel haritalandırılmış eğitim programlarını bloglarını, Couro’nun profesyonel topluluğunda ki anahtar kişiler ile belli bir konu üzerinde yaptıkları keşif ve tartışmalarından elde ettikleri bilgileri birleştirerek oluşturuyorlar. Couro’nun profesyonel ağına girmekte, öğrencilerin kendilerinin topluluğa girme, eğitim programını ve kendi öğrenmelerinin şeklini etkileyecek fırsatı vardı. Eğitmenin bundaki tüm rolü öğrencinin katılacağı profesyonel toplulukla ilgili bir takdim sağlamaktı. Bu bir pencere ile sınırlı olmayan, var olan öğrenme topluluğuna bir giriş noktası önermekti. 1

“KÖK DÜĞÜMLERİ (Rhizomatic) EĞİTİM MODELİ” yazısını okumaya devam et

WEB 3.0 AĞIN EVRİMİNDE KRİTİK AN

Mustafa Ajlan ABUDAK

Son zamanlarda teknolojiyi konu alan hemen her makalenin içinde web 1.0 ve web 2.0 kavramları ile karşılaşıyorsunuz. Sürekli bu kavramların ağın evrimsel sürecinde önemli basamakları ifade ettiği irdeleniyor. Bu kavramlara yeni yeni web 3.0 kavramı da eklendi. Bu sıralama bize webin yani ağın belirli bir evrimsel ilerlemeyle, hem kendisini hemde bizleri dönüştürdüğünü fısıldamakta.

Web 1.0 çevrim içi ağda kullanıcının tamamen edilgen olduğu bir tüketim şekliydi. İçerik doğrudan ağın sahipleri olan büyük şirketler, devlet ve onun akademik kurumlarınca belirleniyordu. Kullanıcı sadece bilgi ve meta tüketimini bu kurumların belirlediği çerçeve içerisinde gerçekleştirebiliyordu. Bilgisayarlar bir nevi bilgi istif alanı olarak kullanılabiliyordu. Bu kütüphane mantığı, bilginin zihinlerimizin pasif uzantısı olmasını istiyor, bilgiyi ihtiyaç anında bellekten geri çağrılması gerekli bir pakete indirgiyordu.

Web 2.0 gelindiğinde kullanıcılar içerik oluşturmaya başladı. Bu içerik öncelikle metinsel (bloglar) daha sonra görsel (flickr) en sonunda da hem işitsel hem görsel (youtube) olarak kar topu etkisiyle üretilmeye başladı. Bu veri madenciliği çağının başlangıcıydı. Teorik olarak kullanıcılar büyük şirketlere ve devlete gönüllü olarak veri sağlıyordu. Pratikte ise teknolojinin ticaretin seyrini belirlemesi içeriği üreten arayüzleri giderek mobil olması, teorik kontrolün öyle pek kolay bir şey olmadığını gösterdi. Bu sayede bilginin demokratikleşmesi ve özgürleşmesi mümkün oldu. Ağır patent ve telif hakları ile sınırlandırılmak istenen bilgi, tıpkı hava gibi görünmeyen ama her şeye nüfus eden bir şekilde küresel zihinleri aynı bilişsel yaşam ortamına kattı. Ticaretin birey üzerinden şekillenmesi, bireyin tüketimini ilk kez sınırsızca paylaşa bilmesini sağladı. Paylaşılan her şeyin arttığı gerçeğinin sağlaması ağ tarafından her gün durmaksızın yapılmakta.

“WEB 3.0 AĞIN EVRİMİNDE KRİTİK AN” yazısını okumaya devam et

LİDER DEĞİL REHBER ÖĞRETMEN

https://i0.wp.com/img2.wikia.nocookie.net/__cb20080112010033/uncyclopedia/images/6/67/Senile_teacher.jpg

Mustafa Ajlan ABUDAK

İçinde bulunduğumuz dönem; ”değişim” dediğimiz paradoksal olarak ”sürekliliği sabit” olgunun, giderek daha da hızlandığı bir görecelik deneyi,  gözlemcinin ” zihinsel konumunun/konforunun” değişimin hızını algılamada oynadığı göreceli rolün ise ön plana çıktığı bir zaman kayması hali.

Değişimin sosyal dokudaki tanımı ise; eski kavramların yeni anlamlar kazanması yada yeni kavramların ortaya çıkmasıdır. Eski değerlerimiz yenilerinin ortaya çıkışından çok daha hızlı bir şekilde parçalanmakta, dönüşmekte ve sonunda değişmekte. Değişimi en yakından takip eden kurum Platon’un Akademisini M.Ö 4.yüzyılda kurmasından beri okullardı. Çünkü toplumlar değişim enerjisini pek sevmez, değişimin getirdiklerini hazmetmeleri için Alın mavi hapı keyfinize bakın.. hazırlıklı bireylerin toplumda var olması şarttır. Yaklaşık 3 bin yıldır yazıyla ilerleyen! insanlık..21.yüzyıl şafağında kendini, eski kurumlarının pek hazırlıksız yakalandığı yeni bir evrimsel sıçramanın içerisinde buldu; bilgi çağı.

Bugüne değin öğretmenin rolü, içerisinde yer aldığı toplumun değerler dizgesini aktarmaktan ibaretti. Aslen eski sistem içerisinde ne kadar iyi bir öğrenci iseniz, o kadar iyi bir öğretmen olabilirdiniz. Yapmanız gereken tek şey edindiğiniz değerleri muhafaza edip, iyi bir şekilde aktarabilmekti. Çoğunlukla statik bir döngü olan bu öğrenme-öğretme şekli, sanayi devrimine kadar dayandı. Sanayi devrimi ile birlikte üretim şekillerinin değişmesi değerler dizgelerinin değişmesi ile sonuçlandı. Buda eğitimi bir parça değiştirdi. Sanayi devrimine kadar daha çok elitlerin ve ruhbanların elinde bir kontrol mekanizması olarak işlev gören eğitim, artık devrin ihtiyaçlarına göre tasarlanmış bir üretim bandı şeklindeydi. Eğitimin sadece yelpazesi genişlemişti. El ile üretilen metadan makine ile üretilen metaya geçiş öğrenme mekanizmalarında da yaşandı. Evde ders alan elitlerin yerini sınıfta ders alan topluluk aldı. Okul minyatür bir fabrikaydı. Yaş gruplarına ayrılan ham madde, üretim hattı üzerinde işlenip, hattın sonunda meslek gruplarına tekrar ayrıştırılıp, piyasaya son ürün olarak aktarılıyordu. Fakat daima asıl önemli olan şey, bu süreç esnasında içeriğin belirlenmesinin kimin kontrolünde olduğuydu.

“LİDER DEĞİL REHBER ÖĞRETMEN” yazısını okumaya devam et

EĞİTİMİN EVRİMİ

Mustafa Ajlan ABUDAK

Eğitimin Evrimi adlı makalede kullanılan tüm fikirlerin ana kaynağı Ken Robinson ve Bedava kitabı yazarı ve Wired editörü Chris Anderson’dur.

Hemen her ülke bugünlerde eğitim programlarını ve sistemlerini reforma tabi tutuyor. Bunun iki önemli nedeni var. İlki ekonomik; insanlar çocuklarımızı 21. yy ekonomik dünyasında nasıl yer edinebilir sorusunun yanıtını aramaktalar. Tabi bu soruyu sorarken son yaşadığımız ekonomik buhranında gösterdiği gibi, bir hafta sonra ekonominin nasıl bir gidişatı olacağı üzerine herhangi bir fikirleri yokken bunu yapıyorlar. İkinci neden ise kültüreldir. Dünya üzerindeki her devlet günümüzdeki küreselleşme çağında, çocukları nasıl yetiştirelim ki onlara kültürel bir kimlik hissi ve aidiyeti verebilelim sorusunun cevabını bulmaya çalışmaktadır. Sanayi devrimi sonrası devletlerin, içinde olduğumuz enformasyon devrimine kadar amaçladıkları yegane şey, toplumsal genleri aktarımı ve kültürel kimliğin sürdürülmesidir. Bunun için eğitim, bir tür endoktrinasyon (beyin yıkama) kampanyası şeklinde süregelmiştir. Devletlerin yapmaya çalıştığı şeyinin problemli doğası, geleceği geçmişte yaptıklarıyla yakalamaya çalışmalarıdır. Böylece milyonlarca çocuk okullara ve eğitim sistemine yabancılaşmakta ve okula gitmekte herhangi bir amaç görememektedir. Eğitim sistemi onlara doğrusal bir hayat çizelgesi sunmaktadır; sıkı çalış- disiplinli ol- koleje git ardından üniversite ve iş…

“EĞİTİMİN EVRİMİ” yazısını okumaya devam et

GELECEK NESİL ÖĞRENME

STEVE WHEELER

Mustafa Ajlan ABUDAK

 Öğrenmenin mimarisi isimli bir önceki makalemde  dijital çağda öğrenmenin bazı anahtar özelliklikleriyle ile ilgili çerçeve çizdim, ve Öğrenme 1.0 ( Learning 1.0 – sosyal medya dan önce) ve Öğrenme 2.0 (Learning 2.0) arasındaki farkları belirlemeye başladım. Makalenin özetinde, iki tip öğrenmenin arasındaki kesin farkın, daha çok öğrenenlerin etkileşime girme yollarının nasıl değiştiğine bağlı olduğunu ve öğrenenlerin kendi öğrenmelerini oluşturma, paylaşma ve organize etme yeteneklerinin arttığını ileri sürmüştüm. Öğrenme 2.0 sosyal olarak daha zengin ve daha paylaşımcı, ve diğer öğrenenler ile daha önceki her hangi bir öğrenme yaklaşımına göre daha çok etkileşime dayanmaktadır. Bu değişim benzer ilgilere sahip diğerleriyle bağlantı kurma yollarını kolaylaştıran ucuz ağ erişim cihazlarına erişim sayesinde fark edilmeye başlandı. Giderek artan bir idrak artık sizin ne bildiğinizin değil fakat kimi bildiğinizin önemli olduğudur. Artık bilgisayarınız zihnimizin yegane uzantısı olmaktan çıktı- şimdi dünyadaki diğer herkesi de çağırabilirsiniz. Sosyal medya öğrenenlerin bağlanmasını ve birlikte çalışmasına her yerde olanak veriyor, işe yarayan topluluklar ve ortak ilgi alanları ağları oluşturuyor. Öğrenme 2.0 yaklaşımının tüm gücü daha henüz anlaşılamadı fakat öğrenmenin yönetildiği yolda radikal değişiklikler görüyoruz. Eğer Ağı, öğrenenlerin onu kullandıkları yollara dayanarak incelersek, kaçınılmaz olarak Öğrenme 3.0 ve ötesini de düşünmemiz gerekecektir. Bu da beni günümüzdeki eğilimlere, ufukta ne gibi yeni teknolojiler ve yaklaşımların yolda olduğu ile ilgili öngörüye dayanarak, öğrenmenin geleceğinde ne göreceğiz ile ilgili düşünmeye yönlendirdi. Öyleyse şimdi Öğrenme 3.0

“GELECEK NESİL ÖĞRENME” yazısını okumaya devam et