WORLD ENGLISH -21st CENTURY READING NEW APPROACH TO ELT BY CENGAGE&NG&TED

IMG_20151009_210041~01

My article was shared by NATIONAL GEOGRAPHIC LEARNING UK  Facebook Page . I am honored. Thank You.

This article is about a publication. Before I give review about it, I want to summarize what and why matters. First of all, I want to point some basic problems of ELT in Turkey. I have been a teacher of English since 2006. I have tried to apply holistic approach in my ELT classes. This approach sees language as a whole, which is not divisible in a meaningful way for teaching. This contrasts with an atomistic approach to language, which attempts to analyse language into parts, such as grammatical structures or functional exponents, which can later become the content of a syllabus. A holistic approach would focus on everything the learner needs to know to communicate effectively. 1

The main reason why English language can not be learned properly in Turkey, is the atomistic approach which heavily focuses on grammar and this negatively effects ELT curriculum. This approach, unlike holistic approach, transmits only formal and logical structures of the given sets of language written on the papers and it never considers the communicative part of the language which lives in the daily life of real people. I also think the quality of Language Teacher Education in our country is not good enough to promote language learning in positive way.This is mostly because of the atomistic curriculum. But teaching community in Turkey unfortunately tends to find excuses out of the community itself. Good teachers know, no scapegoat can save You from Your sins. This is important theme for an another article.

The most important negative factor in ELT teaching curriculum, is the testing system in Turkey which is claimed to use for the evaluation of learning outputs. We unfortunately constructed a generation who just can recite but can not innovate. This problem is not local or just because of our fault, it is something post-industrial logic of education produces. This problem can even be observed in some developed countries. We neglect some basic properties of being human, like arts and music which also promote language learning. Conversely, tests can be used as a feedback mechanism that will lead learners to learn from their mistakes rather than a determiner as one for all. I also want to write another article dedicated to this problem in near future.

In this article, I want to share a very good news from ELT publication world which diagnoses problems stated above and prepares a prescription for ELT teachers worldwide. It is a collaborative act consists of World’s most respectful institutions in their fields such as National Geography Learning, TED and Cangage. I have used related materials from NG and TED since 2008 and I also recommend my students to follow periodical publications about science, technology and arts in English language.

“WORLD ENGLISH -21st CENTURY READING NEW APPROACH TO ELT BY CENGAGE&NG&TED” yazısını okumaya devam et

Reklamlar

WORLD ENGLISH -21st CENTURY READING

IMG_20151009_210041~01

CANGAGE & TED & NG PARTNERSHIP

Makalemin İngilizcesi NATIONAL GEOGRAPHIC LEARNING UK SOSYAL MEDYA SAYFASINDA YAYINLANMAYA LAYIK GÖRÜLDÜ. KENDİLERİNE ÇOK TEŞEKKÜR EDERİM..

https://www.facebook.com/NGLearningUK?fref=ts

Bu makalem bir yayın ile ilgili olacak. Bu yayın üzerinden de İngilizce eğitimi ile ilgili birkaç temel sorunun tespitini paylaşacağım. 2006 yılından beri İngilizce öğretmeniyim. Derslerimde bütüncül yaklaşımı (Holistic Approach) kullanıyorum. Bu yöntem, diğer tüm yöntemlerden daha kapsayıcı ve hiç bir öğenin dışlanmadığı çerçeve yaklaşımdır.

İngilizce dersinin ülkemizde yeterli derecede öğrenilmemesinin en önemli yapısal sebebi olarak, Dil Bilgisi çerçevesine boğulmuş ders programlarını ve yeterli olmayan ders saatlerini görebiliriz. Son yıllarda bu konuda M.E.B tarafından olumlu değişikliklere gidilse bile bu maalesef yeterli olmamaktadır. Bu çerçeve, yalnızca biçimsel ve mantıksal bilgileri öğrenciye aktarıp, onların üretici bir dil edinimini kazanmasıyla pek ilgilenememektedir. Ülkemizdeki öğretmen eğiten fakültelerimizin kalitesinin de Avrupa standartlarında olmadığını düşünüyorum. Öğretmen kalitesinin en yüksek olduğu Finlandiya gibi ülkelerin kazandığı başarılar ortadadır. Öğretmene verilen değerin ilk olarak, öğretmenlerin eğitimine verilen değer ile başlayacağını düşünüyorum. Önceliklerimizden en önemlisi, eğitim fakültelerinin, en iyi eğitim veren fakülteler olmasını sağlamaktır. Bu olduğunda, diğer tüm üniversite fakültelerinin toplam kalitesi de artacaktır.

Maalesef İngilizcenin yapısal bir derse indirgenmesinin diğer tüm sebeplerden daha önemli olanı ise, yine ülkemizde eğitimde ölçme ve değerlendirme için uygulanan test sistemidir. İngilizce birbiriyle bütünleşik birçok alandan oluşmaktadır. Dil Bilgisi, Okuma, Dinleme,Konuşma ve Yazma becerilerinin birbiriyle bütünleşik bir şekilde işlenmesi ve ilerlemesi gerekir. Bu alanlardan ”Konuşma” gibi bir alan ise test sistemiyle tam olarak ölçülemez yada değerlendirilemez. Bu sebeple maalesef bilgiyle üreten değil bilgiyi ezberlemek zorunda olan bir nesil ortaya çıktı. İngilizce dil bilgisini iyi bilse bile konuşamayan, okuduğunu aktaramayan ve kendini ifade edemeyen öğrencilerin olması sık karşılaştığımız bir durum.

Test sistemi belirli bir yapının edimini ölçebilir. Test tekniği elbette tamamen yanlıştır demek istemiyorum. Fakat testin kullanılışında hatalarımız olduğu gerçeği, PISA sınav sonuçlarında görüldüğü gibi ortadadır. Mesela salt test sistemine ağırlık ve önem verilmesi sebebiyle bir çocuğun, gencin zihinsel ve sosyal gelişimde ve  hatta yabancı dil öğrenmesinde çok büyük önemi olan müzik, spor, sanat dersleri okullarda çoğunlukla kâğıt üzerinde kalmaktadır. Bu dersler ne yazık ki çoğu kez  “verimli” test çözme dersleri olarak kullanılabilmektedir. Aslında bu dersler, diğer derslerin gelişiminde o kadar önemli yardımcılardır ki, sağladıkları katkıyı başka bir şekilde doldurmak mümkün değildir.

Oysa İngilizce dersinin (diğer derslerinde) ölçme ve değerlendirmesinde test öğrenciyi değerlendirmekten çok öğrencilerin hatalarından öğrenmesine olanak sağlayacak bir geri bildirim mekanizması olarak kullanılması daha faydalı olabilir. Bu şekilde kullanılan bir test sistemi yapısı oldukça verimli de olabilir. Başka bir makalemde bu konuyu detaylıca inceleyeceğim. Bu makalemde ise beni çok sevindiren bir gelişmeyi sizlerle paylaşmak istiyorum.

TED Talksın herhalde ne olduğunu bilmeyen veya daha önce hiçbir TED talks izlememiş bir İngilizce öğretmenine en son gelişmeleri yakından takip eden bir öğretmen diyemeyiz. Yaymaya değer fikirler başlığı altında dünyada Teknoloji, Eğitim ve Değişim&Gelişim için çabalayan tüm insanların fikirlerini ve tecrübelerini dünya ile paylaştığı en önemli platformlardan biri. Daha önce National Geography Society duymayan birinin eğitim dünyasında olduğunu ise sanmıyorum. Bu kurumlar ve yayınları, kendilerini hayat boyu öğrenmeye adayan insanların çalışmalarına, süreli yayınlar ve sosyal medya vasıtasıyla bizleri konuk ediyor. 2008 yılından beri her seviyedeki derslerimde bu iki kurumun ders konularına uygun içerikli yayınlarını kullanıyorum. Öğrencilerime de bilim ve teknoloji ile alakalı yabancı süreli yayınlarını takip etmelerini öneriyorum.

Peki, bu tip ders materyallerini kullanmanın faydaları neler? Derslerimde bu materyalleri kullandığımda, öğrenciler gerçek kişilerin, gerçek yerlerin hikayelerini doğrudan tanık olabiliyorlar. Onların seviyesi birilerince tahmin edilip, ona göre ayarlanmış bir içerik söz konusu değil. Bunun en önemli faydası, içeriği işlediğiniz konu ve alana uygun bir TED videosu seyrederken, dil bilgisi yapısının gündelik hayatta nasıl kullanıldığını görme fırsatını öğrenciye tanıması, bu esnada hem dinleme edinimin tetiklenmesini sağlamasıdır. Video sonrasında sorulan sorularla öğrencinin edindiği bilgiyi konuşma şeklinde üretime geçirebilmesine de olanak sağlamış oluyoruz. Etkileşimli dersler birçok ders alanını disiplinler arası olarak bütüncül bir şekilde birbirine bağlıyor. Bir ders konusu içinde diğer dersler ile ilgili ilginç bilgilerde öğrenilebiliyor. Ayrıca konular teknoloji, eğitim ve dünyayı ilgilendiren tüm küresel konular olduğu için öğrencilerin derse olan konsantrasyonunu ve katılım isteğini de başka bir şey yapmaya gerek kalmadan artırmak mümkün oluyor.

“WORLD ENGLISH -21st CENTURY READING” yazısını okumaya devam et

FREEDOM FOUNTAIN-Youth Culture as an Expression of Freedom

IMG_20141016_103735

Merhaba, uzun bir aradan sonra blogumu yeniden güncellemeye karar verdim. Bu kadar zamandır yazmamamın yada yazamamamın sebebi öncelikle sağlık problemleriydi. Bunların büyük kısmı şükür geçti. İnternette okumalarımı yaparken şunu fark ettim ki; öğrenmeye olan aşkım bambaşka bir şey. Bunu sürekli paylaşmak ise benim doğruluğundan emin olduğum tek metodoloji. Şimdi kronolojik bir sırayla bu arayı mümkün mertebe kapatıp, blogu gerçekten güncel hale getirmem gerekli.

2014’de katıldığım bir diğer eğitim Selanikte 13-17 Ekim arasında EUROMED tarafından düzenlenen ve Türkiye Ulusal Ajansınında desteklediği FREEDOM FOUNTAIN-Youth Culture as an Expression of Freedom oldu.

https://www.salto-youth.net/tools/european-training-calendar/training/freedom-fountain-youth-culture-as-expression-of-freedom.4255/

IMG_20141014_114908

15  ülkeden gelen 50 katılımcı Selanik’te tecrübe ve bilgilerini paylaştı. Bu eğitimin en önemli katkısı tanıdığım bazı katılımcılar oldu. Yunanistan Ulusal Ajansının tüm iyi niyete rağmen başarılı bir eğitim programı gerçekleştirdiğini söyleyemeyeceğim. Özellikle Selanik içindeki bilgilendirme gezisinde rehberin Osmanlı dönemi ile ilgili ifadelerin son derece edepsiz olduğunu düşünüyorum. Bunu program içinde de belirttim.Orada toplanma amacımız işbirliği ve iletişim iken, program içindeki bir etkinliğe siyaset karıştırılması çok çirkindi. Bunun dışında yerel halkın Türk olduğumuzu öğrendiklerinde gösterdiği ilgi ve yardım, aslında siyaset dışında iki halkın birbirine ne kadar çok benzediğini de gösterdi.

Eğitimin ana konusu ”Youth Culture” yani Gençlik Kültürü idi. Avrupa ve Doğu Akdeniz ülkelerindeki gençlerin kendilerini sosyal ortamda ifade etmekte hangi yolları kullandığı ve bu yolları kullanma sebeplerinin neler olduğu üzerinde duruldu. Erasmus + projeleri kapsamında gençlik adına yapılacak projelerin nasıl olması, neleri kapsaması gerektiği ve Avrupa Birliği’nin desteklerinin hangi alanlarda, kimlere yönelik gerçekleştirmesinin daha etkin sonuçlara ulaşabileceği tartışıldı. Daha sonra modern sanat (grafiti ve dijital sanatlar), sosyal medya, eğitim kurumlarının ve sivil toplum örgütlerinin, gençler için ne gibi projeler ve olanaklar sağlamasının onların ifade özgürlüğüne katkıda bulunabileceğini örneklediğimiz bir atölye çalışması gerçekten faydalı oldu. Gençlerin topluma katkı ve katılımlarını en etkin şekilde gerçekleştirmekl için neler yapılması gerektiği hakkında ortaya çıkan fikirler ortak bir sonuç bildirgesine eklendi. Her ülke den katılımcının bu konuda kendi kültür dairesinde farklı önerilerini görmek oldukça bilgilendiriciydi.

Son gün yapılan değerlendirmelerden sonra katılımcılara Erasmus+ tarafından ”Youth Pass Certificate” verildi.

IMG_20150925_133725-01-01

“FREEDOM FOUNTAIN-Youth Culture as an Expression of Freedom” yazısını okumaya devam et

Çevrimiçi Çevrimdışı Dijital Öğrenme Atölyesi- Viyana NoLabel Project

IMG_0777

24-29 Mayıs arasında Viyan’da No Label Project tarafından gerçekleştirilen Çevrimiçi Çevrimdışı Dijital Öğrenme : Kullanıcı Dostu Deneyim Atölyesi oldukça verimli geçti. Atölye çalışmasında teknoloji devriminin eğitime getirdiği boyutları detaylıca işledik, konuştuk, tartıştık. Özellikle öğrenci merkezli eğitimin ve işsizliğe karşı neler yapılabileceği üzerinde hararetli beyin fırtınaları oldu. Avrupa Topluluğunun önümüzdeki 20 yıl içerisinde eğitim ve internet güvenliği açısından ( mahrumiyetin korunması da dahil) neler yapması gerektiği ile ilgili tartışmalarda oldukça ilginç fikirler çıktı.  Güzel arkadaşlıklar ve bağlantılar kurduk. Atölyede gerçekleşen tüm bu sunum ve tartışmaları yakında bir değerlendirme metni şeklinde burada sunacağım. 

IMG-20140329-WA0005_1

IMG_20140327_163727_1 IMG_20140327_164025_1

http://nolabelproject.org/users-friendly-experience/

EĞİTİMİN ÖLÜM VADİSİNDEN NASIL KURTULUNUR?

Sir Ken ROBINSON – Translated into Turkish by Hatice Melek Yıldız

Çok teşekkür ederim ..

Amerika’ya 12 önce taşındım, eşim Terry ve iki çocuğumuzla. Doğrusu, aslına bakarsanız, Los Angeles’a taşındık–(kahkaha)– Amerika’ya geleceğiz sanmıştık. her neyse, Los Angeles’dan kısa bir uçak yolculuğuyla ulaşıyorsunuz Amerika’ya.

Buraya 12 yıl önce geldim ve buraya gelince insanlar bir sürü şey söylediler, mesela, “Amerikalılar hicivden anlamazlar.” Hiç bu fikirle karşılaştınız mı? Bu doğru değil. Bu ülkeyi baştan uca dolaştım. Amerikalıların hicivden anlamadıklarına dair bir kanıt bulamadım. Bu da o kültürel efsanelerden biri, mesela “İngilizler mesafelidir.” gibi. İnsanlar neden böyle düşünüyorlar bilmiyorum. Karşımıza çıkan her ülkeyi istila ettik. (Kahkaha) Ama Amerikalılar’ın hicivden anlamadıkları doğru değil. Ama bilmenizi isterim ki insanlar arkanızdan böyle konuşuyorlar.Bilirsiniz, Avrupa’da oturma odasından çıkınca, insanlar konuşurlar, neyse ki siz oradayken alaylık hale düşmediniz.

Amerikalılar’ın hicivden anladığını “Hiçbir Çocuk Geri Kalmasın” yasasını duyduğumda anlamıştım. Çünkü bu başlığı kim düşünse buradaki hicivden anlıyor, değil mi, çünkü– (Kahkaha) (Alkış) çünkü bu yasa milyonlarca çocuğu geride bırakıyor. Şimdi anlayabiliyorum, şu bir yasa için pek de cazip bir isim olmazdı: Milyonlarca Çocuk Geride Kalsın. Anlıyorum. Plan nedir? Evet, milyonlarca çocuğu geride bırakmayı düşünüyoruz, yasa bu şekilde işleyecek ve çok güzel işe yarıyor. Ülkenin bazı kesimlerinde, öğrencilerin %60’ı okulu bırakıyor. Yerli Amerikan toplumlarında bu oran %80. Eğer bu oranı yarıya indirirsek, bir düşünceye göreAmerika ekonomisine 10 yıldan fazla sürede yaklaşık bir trilyon dolar net kazanç sağlayacak.Ekonomik açıdan bir yaklaşıma göre, bu yapmamız gereken önemli bir işlem, değil mi? Aslında okulu bırakma krizinin zararlarını temizlemek çok büyük paralara mal oluyor. Ama okul bırakma krizi buz dağının sadece görünen kısmı. Görünmeyen kısmıysa okulda olanama okulu önemsemeyen, okuldan zevk almayan ve okuldan gerçek anlamda hiçbir fayda elde etmeyen öğrenciler.

Sebep ise yeterli para harcamamamız değil. Amerika eğitime diğer birçok ülkeden daha fazla para harcıyor. Sınıf mevcutları diğer bir çok ülkedekinden daha az ve her yıl eğitimi iyileştirmek için yüzlerce girişim gerçekleşiyor. Mesele, bütün bunların yanlış yönde ilerlemesi. İnsan hayatının gelişiminin bağlı olduğu üç temel prensip vardır ve bu prensipler bir çok öğretmenin altında ezildiği ve birçok öğrencinin dayanmak zorunda olduğu eğitim kültürüyle çelişiyor.

“EĞİTİMİN ÖLÜM VADİSİNDEN NASIL KURTULUNUR?” yazısını okumaya devam et

LİDER DEĞİL REHBER ÖĞRETMEN

https://i0.wp.com/img2.wikia.nocookie.net/__cb20080112010033/uncyclopedia/images/6/67/Senile_teacher.jpg

Mustafa Ajlan ABUDAK

İçinde bulunduğumuz dönem; ”değişim” dediğimiz paradoksal olarak ”sürekliliği sabit” olgunun, giderek daha da hızlandığı bir görecelik deneyi,  gözlemcinin ” zihinsel konumunun/konforunun” değişimin hızını algılamada oynadığı göreceli rolün ise ön plana çıktığı bir zaman kayması hali.

Değişimin sosyal dokudaki tanımı ise; eski kavramların yeni anlamlar kazanması yada yeni kavramların ortaya çıkmasıdır. Eski değerlerimiz yenilerinin ortaya çıkışından çok daha hızlı bir şekilde parçalanmakta, dönüşmekte ve sonunda değişmekte. Değişimi en yakından takip eden kurum Platon’un Akademisini M.Ö 4.yüzyılda kurmasından beri okullardı. Çünkü toplumlar değişim enerjisini pek sevmez, değişimin getirdiklerini hazmetmeleri için Alın mavi hapı keyfinize bakın.. hazırlıklı bireylerin toplumda var olması şarttır. Yaklaşık 3 bin yıldır yazıyla ilerleyen! insanlık..21.yüzyıl şafağında kendini, eski kurumlarının pek hazırlıksız yakalandığı yeni bir evrimsel sıçramanın içerisinde buldu; bilgi çağı.

Bugüne değin öğretmenin rolü, içerisinde yer aldığı toplumun değerler dizgesini aktarmaktan ibaretti. Aslen eski sistem içerisinde ne kadar iyi bir öğrenci iseniz, o kadar iyi bir öğretmen olabilirdiniz. Yapmanız gereken tek şey edindiğiniz değerleri muhafaza edip, iyi bir şekilde aktarabilmekti. Çoğunlukla statik bir döngü olan bu öğrenme-öğretme şekli, sanayi devrimine kadar dayandı. Sanayi devrimi ile birlikte üretim şekillerinin değişmesi değerler dizgelerinin değişmesi ile sonuçlandı. Buda eğitimi bir parça değiştirdi. Sanayi devrimine kadar daha çok elitlerin ve ruhbanların elinde bir kontrol mekanizması olarak işlev gören eğitim, artık devrin ihtiyaçlarına göre tasarlanmış bir üretim bandı şeklindeydi. Eğitimin sadece yelpazesi genişlemişti. El ile üretilen metadan makine ile üretilen metaya geçiş öğrenme mekanizmalarında da yaşandı. Evde ders alan elitlerin yerini sınıfta ders alan topluluk aldı. Okul minyatür bir fabrikaydı. Yaş gruplarına ayrılan ham madde, üretim hattı üzerinde işlenip, hattın sonunda meslek gruplarına tekrar ayrıştırılıp, piyasaya son ürün olarak aktarılıyordu. Fakat daima asıl önemli olan şey, bu süreç esnasında içeriğin belirlenmesinin kimin kontrolünde olduğuydu.

“LİDER DEĞİL REHBER ÖĞRETMEN” yazısını okumaya devam et

EĞİTİMİN EVRİMİ

Mustafa Ajlan ABUDAK

Eğitimin Evrimi adlı makalede kullanılan tüm fikirlerin ana kaynağı Ken Robinson ve Bedava kitabı yazarı ve Wired editörü Chris Anderson’dur.

Hemen her ülke bugünlerde eğitim programlarını ve sistemlerini reforma tabi tutuyor. Bunun iki önemli nedeni var. İlki ekonomik; insanlar çocuklarımızı 21. yy ekonomik dünyasında nasıl yer edinebilir sorusunun yanıtını aramaktalar. Tabi bu soruyu sorarken son yaşadığımız ekonomik buhranında gösterdiği gibi, bir hafta sonra ekonominin nasıl bir gidişatı olacağı üzerine herhangi bir fikirleri yokken bunu yapıyorlar. İkinci neden ise kültüreldir. Dünya üzerindeki her devlet günümüzdeki küreselleşme çağında, çocukları nasıl yetiştirelim ki onlara kültürel bir kimlik hissi ve aidiyeti verebilelim sorusunun cevabını bulmaya çalışmaktadır. Sanayi devrimi sonrası devletlerin, içinde olduğumuz enformasyon devrimine kadar amaçladıkları yegane şey, toplumsal genleri aktarımı ve kültürel kimliğin sürdürülmesidir. Bunun için eğitim, bir tür endoktrinasyon (beyin yıkama) kampanyası şeklinde süregelmiştir. Devletlerin yapmaya çalıştığı şeyinin problemli doğası, geleceği geçmişte yaptıklarıyla yakalamaya çalışmalarıdır. Böylece milyonlarca çocuk okullara ve eğitim sistemine yabancılaşmakta ve okula gitmekte herhangi bir amaç görememektedir. Eğitim sistemi onlara doğrusal bir hayat çizelgesi sunmaktadır; sıkı çalış- disiplinli ol- koleje git ardından üniversite ve iş…

“EĞİTİMİN EVRİMİ” yazısını okumaya devam et