LİDER DEĞİL REHBER ÖĞRETMEN

https://i0.wp.com/img2.wikia.nocookie.net/__cb20080112010033/uncyclopedia/images/6/67/Senile_teacher.jpg

Mustafa Ajlan ABUDAK

İçinde bulunduğumuz dönem; ”değişim” dediğimiz paradoksal olarak ”sürekliliği sabit” olgunun, giderek daha da hızlandığı bir görecelik deneyi,  gözlemcinin ” zihinsel konumunun/konforunun” değişimin hızını algılamada oynadığı göreceli rolün ise ön plana çıktığı bir zaman kayması hali.

Değişimin sosyal dokudaki tanımı ise; eski kavramların yeni anlamlar kazanması yada yeni kavramların ortaya çıkmasıdır. Eski değerlerimiz yenilerinin ortaya çıkışından çok daha hızlı bir şekilde parçalanmakta, dönüşmekte ve sonunda değişmekte. Değişimi en yakından takip eden kurum Platon’un Akademisini M.Ö 4.yüzyılda kurmasından beri okullardı. Çünkü toplumlar değişim enerjisini pek sevmez, değişimin getirdiklerini hazmetmeleri için Alın mavi hapı keyfinize bakın.. hazırlıklı bireylerin toplumda var olması şarttır. Yaklaşık 3 bin yıldır yazıyla ilerleyen! insanlık..21.yüzyıl şafağında kendini, eski kurumlarının pek hazırlıksız yakalandığı yeni bir evrimsel sıçramanın içerisinde buldu; bilgi çağı.

Bugüne değin öğretmenin rolü, içerisinde yer aldığı toplumun değerler dizgesini aktarmaktan ibaretti. Aslen eski sistem içerisinde ne kadar iyi bir öğrenci iseniz, o kadar iyi bir öğretmen olabilirdiniz. Yapmanız gereken tek şey edindiğiniz değerleri muhafaza edip, iyi bir şekilde aktarabilmekti. Çoğunlukla statik bir döngü olan bu öğrenme-öğretme şekli, sanayi devrimine kadar dayandı. Sanayi devrimi ile birlikte üretim şekillerinin değişmesi değerler dizgelerinin değişmesi ile sonuçlandı. Buda eğitimi bir parça değiştirdi. Sanayi devrimine kadar daha çok elitlerin ve ruhbanların elinde bir kontrol mekanizması olarak işlev gören eğitim, artık devrin ihtiyaçlarına göre tasarlanmış bir üretim bandı şeklindeydi. Eğitimin sadece yelpazesi genişlemişti. El ile üretilen metadan makine ile üretilen metaya geçiş öğrenme mekanizmalarında da yaşandı. Evde ders alan elitlerin yerini sınıfta ders alan topluluk aldı. Okul minyatür bir fabrikaydı. Yaş gruplarına ayrılan ham madde, üretim hattı üzerinde işlenip, hattın sonunda meslek gruplarına tekrar ayrıştırılıp, piyasaya son ürün olarak aktarılıyordu. Fakat daima asıl önemli olan şey, bu süreç esnasında içeriğin belirlenmesinin kimin kontrolünde olduğuydu.

“LİDER DEĞİL REHBER ÖĞRETMEN” yazısını okumaya devam et

Reklamlar

BİLGİNİN EVRİMİ: BÜYÜK VERİ ÇAĞI

Mustafa Ajlan ABUDAK

Küresel manada dünya metafiziksel bir organizma halini gerçekten internet ile sağlayabilmiş durumda. Bu bilinç, İnternet den önce asla var olabileceğine ihtimal verilmeyen bir dünyaydı. Bilginin evrimi giderek bizleri bir bilgeliğe doğru ulaştırmaya çabalıyor gibi görünüyor. 1500’lü yıllarda yaşamış bir kişinin hayat boyu işlediği  bilgiyi bugün ortalama bir insan bir günde öğreniyor. Bunun beyinlerimize nasıl bir yük bindirdiğini düşünün.Bu yük sadece beyinlere değil, uluslara,devletlere ve devletler üstü yapılara da yükler bindiriyor.

Metafiziksel Mutasyonumuz

Ekonomi tüm yeryüzünün toplam canlılığının ürettiği her şey ise, artık sınırlara sahip olmayan bir dünyada küresel olanı yerel renklere göre biçimlendirenler evrenselleşiyor. Çünkü internet bin yıllardır başaramadığımız bir şeyi gerçekleştirdi: Bu dünyanın ekolojik olduğu kadar sosyal olarak ta bir organizma içeriğinin olduğunu, bir yerde oluşan rahatsızlığın organizmanın bütününü ilgilendirdiğini, hepimizin aynı gemide olduğunu ve adil bir paylaşımın ancak sürece ne denli çok ülke dâhil olursa o denli gerçekleşebileceğini gösterdi. Küçük bir parça olmadan gözümüzün göremeyeceği ya da bir kelebeğin kanat çırpışlarının fırtınaya yol açabileceği gibi gerçekler artık sosyal hayatlarımızın da gerçekliği oldular. Madem ki değişim kaçınılmazdır. O halde, değişimi evirilebilmek için rasyonel bir biçimde kullanmalıyız. Tıpkı evrimin ilerlemek için kullandığı içkin rasyonel planlar ,süreçler ve mekanizmaların yaptığı gibi..Bu sefer internet metafiziksel bir mutasyonu tetikledi ve insan aklı onu bilgiye ulaşmak için seçti: Büyük veri…

“BİLGİNİN EVRİMİ: BÜYÜK VERİ ÇAĞI” yazısını okumaya devam et

ENFORMASYON BEDAVA OLMAK İSTİYOR

Mustafa Ajlan ABUDAK

Nec manus nuda nec intellectus sibi permissus multum valet; instrumentis et auxiliis res perficitur; quibus opus est non minus ad intellectium quam ad manum. Atque ut instrumenta manus motum aut cient aut regunt, ita et instrumenta mentis intellectui aut suggerunt aut cavent. Scientia potentia est.

 Francis Bacon

Ne çıplak bir el ne de tek başına kavrayışın kendisi çok bilgiye ulaşabilir, ancak araçlar ve yardımcılar sayesinde netice alınabilir. Zaten kavrayışın kendisi de elden daha az yardıma muhtaç değildir. Araçlar elin hareketini ya destekler ya da düzenler, bunun gibi zihnin hareketlerinde de kavrayışı teşvik eder ya da korur. ZİRA BİLGİNİN KENDİSİ GÜÇTÜR. 1

Canlılar dünyasının da bu devrimin benzeri Kambriyen çağda yaşanmıştı. Bilgi, kökeni aynı ama içeriği farklı ve karmaşık birçok yeni form üretmişti. (Novel form) Bilginin yeniden bavulunu açması için bu sefer epey uzun zaman geçmesi gerekmiş gibi görünüyor. İnternetle bilinen tüm ekonomik koşullar yeniden tanımlanmaya başlandı. Klasik altyapı daha önce hiç olmadığı kadar hızlı bir şekilde değiştirmeye ve dönüşmeye başladı. Artık bu hızlı değişim Adam Smith’in piyasa ekonomisi söyleminin açıklayamadığı bir ” yeni ekonomiyi ”ortaya çıkaracaktı. Buna bilgi ekonomisi adı verildi. Bilgi ekonomisinin ilk çocukları olan Microsoft ve Apple gibi şirketler ” temelde bilgi üreterek” klasik ekonominin elde ettiği üretim sürecinden çok daha hızlı bir şekilde değer üretip, kar elde edip, bunu daha hızlı ve etkin bir şekilde pazarlayabiliyorlardı. Artık üretilen tüm analog değerler sayısallaşarak yeryüzünde aynı anda ve her yerde olabilen bir ekonomik değer oluşturabiliyorlardı.

Daha sonra arama motorları Yahoo ve Google’lında (Hücre içindeki RNA ya benzer görev üstlendiler.) katılımıyla bilgi inanılmaz bir şekilde küre-i arzda üretilmeye, dolaşmaya, el değiştirmeye, dönüşmeye ve en önemlisi gelişmeye başladı. Bilgi sürekli farklı çevrelerde, farklı toplumlarda ve farklı süreçler içinde işleniyordu. Bu sürecin ilk yıllarında fark edilemeyense ”bilginin” gerçek bir ticari metaya dönüşmesi süreciydi. Bu o denli hızlı ve etkin bir süreçti ki, borsalar yeni ekonomiyi olağanüstü bir coşkuyla karşıladılar. ”.com ” uzantılı siteler artık şirketlerin yeni kurumsal kimliğiydi. Dünyaya açılan yeni limanlarıydı. Bilgi üreten ve satan şirketler birden dünyanın en büyükleri ve en değerli şirketleri, sahipleri de dünyanın en zengin iş adamları oluverdiler.

Enformasyon Bedava Olmak İstiyor

Tanımla başlayalım. Fransızca, İspanyolca ve İtalyanca gibi Latin dillerinde ‘’bedava’’ tek bir sözcük yerine iki sözcük olduğu için o kadar çapraşık değil. Birinci sözcük Latince liber’den türemiş ve özgürlük anlamına geliyor; diğeri Latince gratis’den türemiş. Bu sözcül, ‘’teşekkürler’’yani ‘’karşılıksız’’ veya sıfır fiyat demek olan gratiis’sin kısaltılmışı. İspanyolcada örneğin libre iyi bir şey (ifade özgürlüğü vb.) ;  gratis ise genelde bir pazarlama taktiği olarak kuşku uyandırıyor.

“ENFORMASYON BEDAVA OLMAK İSTİYOR” yazısını okumaya devam et

1.5 MİLYON ANTİK METİN ÇEVRİMİÇİ

cropped-the-old-library.jpg

Mustafa Ajlan ABUDAK

Bu hafta Oxford Üniversitesi ve Vatikan çoğunluğu 16.yy ve öncesi olan 1.5 milyon nadir antik metni dijital hale getirip çevrim içi erişime açmak konusunda bir planları olduğunu açıkladı. Projenin yaklaşık 4 yıllık bir zamanı kapsaması umuluyor ve bunun gerçekleşmesi yüksek öğrenim, sağlık araştırmaları, bilim ve sanat konularındaki  diğer genel konular da 2 milyon £ (yaklaşık $ 3.1 milyon) bağış da bulunan bir yardım kuruluşu olan Polonsky Vakfı sayesinde olacak.

Özellikle, metinler  Oxford’un Bodleian Kütüphanesi ve Vatikan Kutsal Kütüphanesinden ( Biblioteca Apostolica VaticanaBAV– ) sayfalar içerecek. Dijital içeriğe çevrilmiş sayfalar Roma ve çevre bölgelerden ; erken dönem kilise metinleri olan Yunan el yazmaları, erken dönem baskı kitaplar-incunabula olarak adlandırılıyorlar- Homer, Sofokles, Hipokrat, Plato ve Rönesans ve Orta Çağ’dan kalan İbranice el yazmalarını kapsıyor. Projenin içindeki içeriğin yaklaşık  3’te 2’si BAV ve Bodleian dan geliyor, dijitalleştirme projesi  Oxford Read’e göre akademisyenler için  bu iki büyük koleksiyoncu arasında parçalanmış birçok metnin sanal olarak birleştirilmesini sağlayacak.

 Polonsky Vakfı tarafından projenin amacı,  ” bilgiye erişimin demokratikleştirilmesi, küresel ölçekte kaynak zenginliğinin  paylaşılmasında önemli bir adım atılması ve bu iki büyük kütüphane koleksiyonu arasında dijital erişimin artırılması” olarak  ortaya konmuştur.

“1.5 MİLYON ANTİK METİN ÇEVRİMİÇİ” yazısını okumaya devam et