Çevrimiçi Çevrimdışı Dijital Öğrenme Atölyesi- Viyana NoLabel Project

IMG_0777

24-29 Mayıs arasında Viyan’da No Label Project tarafından gerçekleştirilen Çevrimiçi Çevrimdışı Dijital Öğrenme : Kullanıcı Dostu Deneyim Atölyesi oldukça verimli geçti. Atölye çalışmasında teknoloji devriminin eğitime getirdiği boyutları detaylıca işledik, konuştuk, tartıştık. Özellikle öğrenci merkezli eğitimin ve işsizliğe karşı neler yapılabileceği üzerinde hararetli beyin fırtınaları oldu. Avrupa Topluluğunun önümüzdeki 20 yıl içerisinde eğitim ve internet güvenliği açısından ( mahrumiyetin korunması da dahil) neler yapması gerektiği ile ilgili tartışmalarda oldukça ilginç fikirler çıktı.  Güzel arkadaşlıklar ve bağlantılar kurduk. Atölyede gerçekleşen tüm bu sunum ve tartışmaları yakında bir değerlendirme metni şeklinde burada sunacağım. 

IMG-20140329-WA0005_1

IMG_20140327_163727_1 IMG_20140327_164025_1

http://nolabelproject.org/users-friendly-experience/

Reklamlar

EĞİTİMİN ÖLÜM VADİSİNDEN NASIL KURTULUNUR?

Sir Ken ROBINSON – Translated into Turkish by Hatice Melek Yıldız

Çok teşekkür ederim ..

Amerika’ya 12 önce taşındım, eşim Terry ve iki çocuğumuzla. Doğrusu, aslına bakarsanız, Los Angeles’a taşındık–(kahkaha)– Amerika’ya geleceğiz sanmıştık. her neyse, Los Angeles’dan kısa bir uçak yolculuğuyla ulaşıyorsunuz Amerika’ya.

Buraya 12 yıl önce geldim ve buraya gelince insanlar bir sürü şey söylediler, mesela, “Amerikalılar hicivden anlamazlar.” Hiç bu fikirle karşılaştınız mı? Bu doğru değil. Bu ülkeyi baştan uca dolaştım. Amerikalıların hicivden anlamadıklarına dair bir kanıt bulamadım. Bu da o kültürel efsanelerden biri, mesela “İngilizler mesafelidir.” gibi. İnsanlar neden böyle düşünüyorlar bilmiyorum. Karşımıza çıkan her ülkeyi istila ettik. (Kahkaha) Ama Amerikalılar’ın hicivden anlamadıkları doğru değil. Ama bilmenizi isterim ki insanlar arkanızdan böyle konuşuyorlar.Bilirsiniz, Avrupa’da oturma odasından çıkınca, insanlar konuşurlar, neyse ki siz oradayken alaylık hale düşmediniz.

Amerikalılar’ın hicivden anladığını “Hiçbir Çocuk Geri Kalmasın” yasasını duyduğumda anlamıştım. Çünkü bu başlığı kim düşünse buradaki hicivden anlıyor, değil mi, çünkü– (Kahkaha) (Alkış) çünkü bu yasa milyonlarca çocuğu geride bırakıyor. Şimdi anlayabiliyorum, şu bir yasa için pek de cazip bir isim olmazdı: Milyonlarca Çocuk Geride Kalsın. Anlıyorum. Plan nedir? Evet, milyonlarca çocuğu geride bırakmayı düşünüyoruz, yasa bu şekilde işleyecek ve çok güzel işe yarıyor. Ülkenin bazı kesimlerinde, öğrencilerin %60’ı okulu bırakıyor. Yerli Amerikan toplumlarında bu oran %80. Eğer bu oranı yarıya indirirsek, bir düşünceye göreAmerika ekonomisine 10 yıldan fazla sürede yaklaşık bir trilyon dolar net kazanç sağlayacak.Ekonomik açıdan bir yaklaşıma göre, bu yapmamız gereken önemli bir işlem, değil mi? Aslında okulu bırakma krizinin zararlarını temizlemek çok büyük paralara mal oluyor. Ama okul bırakma krizi buz dağının sadece görünen kısmı. Görünmeyen kısmıysa okulda olanama okulu önemsemeyen, okuldan zevk almayan ve okuldan gerçek anlamda hiçbir fayda elde etmeyen öğrenciler.

Sebep ise yeterli para harcamamamız değil. Amerika eğitime diğer birçok ülkeden daha fazla para harcıyor. Sınıf mevcutları diğer bir çok ülkedekinden daha az ve her yıl eğitimi iyileştirmek için yüzlerce girişim gerçekleşiyor. Mesele, bütün bunların yanlış yönde ilerlemesi. İnsan hayatının gelişiminin bağlı olduğu üç temel prensip vardır ve bu prensipler bir çok öğretmenin altında ezildiği ve birçok öğrencinin dayanmak zorunda olduğu eğitim kültürüyle çelişiyor.

“EĞİTİMİN ÖLÜM VADİSİNDEN NASIL KURTULUNUR?” yazısını okumaya devam et

EĞİTİMİN EVRİMİ

Mustafa Ajlan ABUDAK

Eğitimin Evrimi adlı makalede kullanılan tüm fikirlerin ana kaynağı Ken Robinson ve Bedava kitabı yazarı ve Wired editörü Chris Anderson’dur.

Hemen her ülke bugünlerde eğitim programlarını ve sistemlerini reforma tabi tutuyor. Bunun iki önemli nedeni var. İlki ekonomik; insanlar çocuklarımızı 21. yy ekonomik dünyasında nasıl yer edinebilir sorusunun yanıtını aramaktalar. Tabi bu soruyu sorarken son yaşadığımız ekonomik buhranında gösterdiği gibi, bir hafta sonra ekonominin nasıl bir gidişatı olacağı üzerine herhangi bir fikirleri yokken bunu yapıyorlar. İkinci neden ise kültüreldir. Dünya üzerindeki her devlet günümüzdeki küreselleşme çağında, çocukları nasıl yetiştirelim ki onlara kültürel bir kimlik hissi ve aidiyeti verebilelim sorusunun cevabını bulmaya çalışmaktadır. Sanayi devrimi sonrası devletlerin, içinde olduğumuz enformasyon devrimine kadar amaçladıkları yegane şey, toplumsal genleri aktarımı ve kültürel kimliğin sürdürülmesidir. Bunun için eğitim, bir tür endoktrinasyon (beyin yıkama) kampanyası şeklinde süregelmiştir. Devletlerin yapmaya çalıştığı şeyinin problemli doğası, geleceği geçmişte yaptıklarıyla yakalamaya çalışmalarıdır. Böylece milyonlarca çocuk okullara ve eğitim sistemine yabancılaşmakta ve okula gitmekte herhangi bir amaç görememektedir. Eğitim sistemi onlara doğrusal bir hayat çizelgesi sunmaktadır; sıkı çalış- disiplinli ol- koleje git ardından üniversite ve iş…

“EĞİTİMİN EVRİMİ” yazısını okumaya devam et

GELECEK NESİL ÖĞRENME

STEVE WHEELER

Mustafa Ajlan ABUDAK

 Öğrenmenin mimarisi isimli bir önceki makalemde  dijital çağda öğrenmenin bazı anahtar özelliklikleriyle ile ilgili çerçeve çizdim, ve Öğrenme 1.0 ( Learning 1.0 – sosyal medya dan önce) ve Öğrenme 2.0 (Learning 2.0) arasındaki farkları belirlemeye başladım. Makalenin özetinde, iki tip öğrenmenin arasındaki kesin farkın, daha çok öğrenenlerin etkileşime girme yollarının nasıl değiştiğine bağlı olduğunu ve öğrenenlerin kendi öğrenmelerini oluşturma, paylaşma ve organize etme yeteneklerinin arttığını ileri sürmüştüm. Öğrenme 2.0 sosyal olarak daha zengin ve daha paylaşımcı, ve diğer öğrenenler ile daha önceki her hangi bir öğrenme yaklaşımına göre daha çok etkileşime dayanmaktadır. Bu değişim benzer ilgilere sahip diğerleriyle bağlantı kurma yollarını kolaylaştıran ucuz ağ erişim cihazlarına erişim sayesinde fark edilmeye başlandı. Giderek artan bir idrak artık sizin ne bildiğinizin değil fakat kimi bildiğinizin önemli olduğudur. Artık bilgisayarınız zihnimizin yegane uzantısı olmaktan çıktı- şimdi dünyadaki diğer herkesi de çağırabilirsiniz. Sosyal medya öğrenenlerin bağlanmasını ve birlikte çalışmasına her yerde olanak veriyor, işe yarayan topluluklar ve ortak ilgi alanları ağları oluşturuyor. Öğrenme 2.0 yaklaşımının tüm gücü daha henüz anlaşılamadı fakat öğrenmenin yönetildiği yolda radikal değişiklikler görüyoruz. Eğer Ağı, öğrenenlerin onu kullandıkları yollara dayanarak incelersek, kaçınılmaz olarak Öğrenme 3.0 ve ötesini de düşünmemiz gerekecektir. Bu da beni günümüzdeki eğilimlere, ufukta ne gibi yeni teknolojiler ve yaklaşımların yolda olduğu ile ilgili öngörüye dayanarak, öğrenmenin geleceğinde ne göreceğiz ile ilgili düşünmeye yönlendirdi. Öyleyse şimdi Öğrenme 3.0

“GELECEK NESİL ÖĞRENME” yazısını okumaya devam et