KÖK DÜĞÜMLERİ (Rhizomatic) EĞİTİM MODELİ

Mustafa Ajlan ABUDAK

Müfredat olan Topluluk

Kök düğümleri doğal yapılar olarak içinde bulundukları ortamın şartlarına göre şekillenen ve büyüyen yapılardır. Birbirleriyle deneme yanılma yoluyla ilişkiye geçerler ve bir ağ oluştururlar. Bu ağ dikey bir hiyerarşi ile değil yatay bir çoğulculukla ama her bir düğümün kendi patikasını belirleme hürriyetiyle şekillenir.

Kök düğümleri eğitim modelinde de öğretim programı uzmanlar tarafından daha önceden kararlaştırılmış içerik tarafından belirlenmez. Öğrenme sürecine katılanlar tarafından gerçek zamanlı olarak ortaya çıkan ihtiyaçlar ve katkıların müzakeresi sonucu yapılandırılır. Bu topluluk eğitim programının kendisi gibi davranarak, kendi öğrenme hedefini, tıpkı köklerin değişen çevresel koşullara verdiği tepkiye benzer olarak, doğaçlama yoluyla şekillendiren, yapılandırılan ve yeniden oluşturan bir yapıdadır.

Kök, soy ağacı benzetmesinin zıddıdır. Kök kısa süreli bellek ya da belleksizliği çağrıştırır. Kök çeşitleme, genişleme, fetih etme, yakalama yoluyla işleyen bir yapıdır. Grafik sanatlar olan çizim ve fotoğrafçılığın tersine, kök yapı bir harita gibi çoklu giriş yolları, çıkış yolları ve kendine ait uçuş hatları olan daima değiştirebilir, dönüştürebilir, bağlanabilir, tersine çevrilebilir bir şekilde oluşturulmalıdır. (Deleuze and Guattari 1987, 21)

Bu model ile, bir topluluk bağlamsal bilginin haritası yoluyla bugün değişen ve gelişen bilginin yeterince esnek bir eğitim programını oluşturabilir. Bu etkin bir topluluğun yaşayan eğitim programı ayrılabilir, bağlanabilir, tersine çevrilebilir, değiştirilebilir ve çoklu giriş yolları ve çıkış yollarına sahiptir.

Couro’nun sınıfı örneğinde, öğrenciler kendi köksel haritalandırılmış eğitim programlarını bloglarını, Couro’nun profesyonel topluluğunda ki anahtar kişiler ile belli bir konu üzerinde yaptıkları keşif ve tartışmalarından elde ettikleri bilgileri birleştirerek oluşturuyorlar. Couro’nun profesyonel ağına girmekte, öğrencilerin kendilerinin topluluğa girme, eğitim programını ve kendi öğrenmelerinin şeklini etkileyecek fırsatı vardı. Eğitmenin bundaki tüm rolü öğrencinin katılacağı profesyonel toplulukla ilgili bir takdim sağlamaktı. Bu bir pencere ile sınırlı olmayan, var olan öğrenme topluluğuna bir giriş noktası önermekti. 1

“KÖK DÜĞÜMLERİ (Rhizomatic) EĞİTİM MODELİ” yazısını okumaya devam et

Reklamlar

GELECEK NESİL ÖĞRENME

STEVE WHEELER

Mustafa Ajlan ABUDAK

 Öğrenmenin mimarisi isimli bir önceki makalemde  dijital çağda öğrenmenin bazı anahtar özelliklikleriyle ile ilgili çerçeve çizdim, ve Öğrenme 1.0 ( Learning 1.0 – sosyal medya dan önce) ve Öğrenme 2.0 (Learning 2.0) arasındaki farkları belirlemeye başladım. Makalenin özetinde, iki tip öğrenmenin arasındaki kesin farkın, daha çok öğrenenlerin etkileşime girme yollarının nasıl değiştiğine bağlı olduğunu ve öğrenenlerin kendi öğrenmelerini oluşturma, paylaşma ve organize etme yeteneklerinin arttığını ileri sürmüştüm. Öğrenme 2.0 sosyal olarak daha zengin ve daha paylaşımcı, ve diğer öğrenenler ile daha önceki her hangi bir öğrenme yaklaşımına göre daha çok etkileşime dayanmaktadır. Bu değişim benzer ilgilere sahip diğerleriyle bağlantı kurma yollarını kolaylaştıran ucuz ağ erişim cihazlarına erişim sayesinde fark edilmeye başlandı. Giderek artan bir idrak artık sizin ne bildiğinizin değil fakat kimi bildiğinizin önemli olduğudur. Artık bilgisayarınız zihnimizin yegane uzantısı olmaktan çıktı- şimdi dünyadaki diğer herkesi de çağırabilirsiniz. Sosyal medya öğrenenlerin bağlanmasını ve birlikte çalışmasına her yerde olanak veriyor, işe yarayan topluluklar ve ortak ilgi alanları ağları oluşturuyor. Öğrenme 2.0 yaklaşımının tüm gücü daha henüz anlaşılamadı fakat öğrenmenin yönetildiği yolda radikal değişiklikler görüyoruz. Eğer Ağı, öğrenenlerin onu kullandıkları yollara dayanarak incelersek, kaçınılmaz olarak Öğrenme 3.0 ve ötesini de düşünmemiz gerekecektir. Bu da beni günümüzdeki eğilimlere, ufukta ne gibi yeni teknolojiler ve yaklaşımların yolda olduğu ile ilgili öngörüye dayanarak, öğrenmenin geleceğinde ne göreceğiz ile ilgili düşünmeye yönlendirdi. Öyleyse şimdi Öğrenme 3.0

“GELECEK NESİL ÖĞRENME” yazısını okumaya devam et

BİLGİNİN EVRİMİ: BÜYÜK VERİ ÇAĞI

Mustafa Ajlan ABUDAK

Küresel manada dünya metafiziksel bir organizma halini gerçekten internet ile sağlayabilmiş durumda. Bu bilinç, İnternet den önce asla var olabileceğine ihtimal verilmeyen bir dünyaydı. Bilginin evrimi giderek bizleri bir bilgeliğe doğru ulaştırmaya çabalıyor gibi görünüyor. 1500’lü yıllarda yaşamış bir kişinin hayat boyu işlediği  bilgiyi bugün ortalama bir insan bir günde öğreniyor. Bunun beyinlerimize nasıl bir yük bindirdiğini düşünün.Bu yük sadece beyinlere değil, uluslara,devletlere ve devletler üstü yapılara da yükler bindiriyor.

Metafiziksel Mutasyonumuz

Ekonomi tüm yeryüzünün toplam canlılığının ürettiği her şey ise, artık sınırlara sahip olmayan bir dünyada küresel olanı yerel renklere göre biçimlendirenler evrenselleşiyor. Çünkü internet bin yıllardır başaramadığımız bir şeyi gerçekleştirdi: Bu dünyanın ekolojik olduğu kadar sosyal olarak ta bir organizma içeriğinin olduğunu, bir yerde oluşan rahatsızlığın organizmanın bütününü ilgilendirdiğini, hepimizin aynı gemide olduğunu ve adil bir paylaşımın ancak sürece ne denli çok ülke dâhil olursa o denli gerçekleşebileceğini gösterdi. Küçük bir parça olmadan gözümüzün göremeyeceği ya da bir kelebeğin kanat çırpışlarının fırtınaya yol açabileceği gibi gerçekler artık sosyal hayatlarımızın da gerçekliği oldular. Madem ki değişim kaçınılmazdır. O halde, değişimi evirilebilmek için rasyonel bir biçimde kullanmalıyız. Tıpkı evrimin ilerlemek için kullandığı içkin rasyonel planlar ,süreçler ve mekanizmaların yaptığı gibi..Bu sefer internet metafiziksel bir mutasyonu tetikledi ve insan aklı onu bilgiye ulaşmak için seçti: Büyük veri…

“BİLGİNİN EVRİMİ: BÜYÜK VERİ ÇAĞI” yazısını okumaya devam et

İYİ BİR EĞİTİM SİSTEMİ NASIL OLMALI?

http://propelsteps.files.wordpress.com/2013/06/education-system-in-out-cartoon.jpg?w=600&h=377

Eser KARAKAŞ

Eğitim süreçlerinin çıktılarına yönelik çok önemli ölçme yöntemleri geliştiriliyor. Bizim de üyesi olduğumuz OECD bu çalışmalarda başı çekiyor; en önemli örneklerden biri de PISA araştırması ve sonuçları. Bu çalışmalarda son senelerde Finlandiya en ön sıralarda yer alıyor, bu durum da doğal olarak eğitim meselesiyle ilgilenenlerin dikkatini çekiyor; Finlandiya gibi bir ülkeden, son zamanlarda başı sıkıntıda da olsa, Nokia gibi bir teknoloji devinin çıkması boşuna değil herhalde.

Finlandiya’lı bir profesör, yazar, eğitimci olan Pasi Sahlberg 2011’de “Finnish Lessons” (Finlandiya’dan çıkarılacak dersler) isimli bir kitap yayınlıyor; elimde Sahlberg ile yapılan bir söyleşi var ve Sahlberg bu söyleşide Finladiya’nın eğitimde elde ettiği başarılarının sırlarını özetliyor ve iyi bir eğitim sisteminin sahip olması gereken beş temel unsuru ortaya koyuyor.

1-İlk mesele okullaşma oranının yükselmesi; Sahlberg’e göre bir eğitim sisteminin başarısının ilk koşulu diploma dağılımının çeşitliliği ve bu diploma çeşitliliğinin sadece iyi öğrencilerle değil, toplumun her kesiminden gelen,sorunlu öğrencilerle de eşite yakın bir ölçüde paylaşılıyor olması. Zorunlu öğretimden sonra okul süreçlerini herhangi bir nedenden, başta da gelir eşitsizlikleri nedeniyle terk eden öğrencilerin düşüklüğü de bir eğitim sisteminin başarısının temel bir ölçütü.

2- İyi bir eğitim süreci sadece okuma (okuma-yazma sözü sadece bizde var), matematik ve fen bilimlerine indirgenmemeli savını öne sürüyor Pasi Sahlberg. Sahlberg’e göre, eğitim sürecinde çok çeşitli kültürel alanlar, sanat dalları, müzik, tiyatro, beden eğitimi vs. gibi dallarda da yetkinlik kazanmak, bu dallarda gelişime açık olabilmek, klasik eğitim alanları gibi tüm öğrencilerin önüne bir imkan olarak serilmeli. Sahlberg bunları söylerken mutlaka bu sanat dallarına yaklaşımda bir nitelik de arıyordur; bizim ülkemizde, Türkiye’de, ortaokul, lise düzeyinde müzik öğretmerinin teşviki ve özendirmesiyle acaba kaç kişi müzik alanında yaşamda bir noktaya gelebildiler, merak ederim doğrusu.

“İYİ BİR EĞİTİM SİSTEMİ NASIL OLMALI?” yazısını okumaya devam et

ÖĞRENME, ÖĞRENDİĞİNİ UNUTMA,YENİDEN ÖĞRENME

Steve Wheeler

STEVE WHEELER

Mustafa Ajlan ABUDAK

Hepimiz öğrenmeye büyük değer veririz. Ve öğrendiğimiz çoğu şeyi unutmaya çalışmak oldukça zor olabilir. Genelde bu iyi bir şeydir. Fakat bazı zamanlar vardır ki, öğrendiğini unutmaya çalışmak yapılması gerekendir. Bazen eskiden öğrendiğiniz şeyleri belleğinizden silmeden yeni bir şeyler öğrenmek neredeyse imkânsızdır. En uç noktada, birçok akıl dışı inanç ve ön yargı, eskiden öğrendiğimiz şeyler üzerine bina edilmiş ve bizim terk edemeyeceğiz hale gelmiştir. Bu, bilişsel davranış tedavisinin üzerine inşa edildiği bir dizi klinik müdahalenin de temel prensibidir. Fobiler ve diğer psikolojik meydan okumalar, var olan duruma karşı bir tepki şeklinde verilen öğrenme reaksiyonların da varlık bulurlar ve daha sonra bu öğrenmeyi unutmayı başaramaz hale gelirler.

Zaman değişiyor. Kathy Sierra  bloğunda bir zaman çizelgesi oluşturmuş, 70’ler ve 80’ler nasıl daha iyi öğrenebildiğimiz ile ilgili olduğunu, 90’lar ve 2000’lerin ise ne kadar hızlı ve fazla öğrenebildiğimize odaklandığını, bugünün eğitiminin de aksine ne kadar öğrendiğimizi unutmalıyız şeklinde temellendirilmesi gerektiğini öne sürüyor. Eskinin işe yaramaz ve demode kurallarını öğrenmeyi unutmamamız hepimizin geliştirmesi gereken bir yetenek olduğunu söylemekte. Fütürolog  Jack Uldrich bu çıkarımı aynen tıp bilimlerine uyguluyor. Öğrendiğini unutmanın,  ‘herkesin bir sis içinde öğrendiği’ ve geleceği net bir şekilde göremediği anlayışını kabul etmek üzere olduğunu öne sürüyor. Öğrendiğini unutma, ani değişim ve belirsizliklerle mücadele etmek için kullanılacak bir strateji olabilir. Filozof Trevor Pateman öğrendiğini unutmanın daha oluşmadan durduran bir engelden söz etmekte. Bilginin edinilmesi ve hatırda tutulması üzerinde konuşan öğrenme teorisyenlerinin olduğu fakat bunların asla bu bilginin dışarı çıkartılmasına değinmediği, açgözlü bir toplumda yaşıyoruz,  diyor. Fakat öğrendiğini unutmak sadece bir şey unutmakla alakalı değildir. Bazen, daha önce edinişmiş bilgiyi dışlamakla alakalıdır yada uzun süre yüceltilmiş bir teoriyi ret etmektir. Bu, sıklıkla eğitimciler için sezgilere aykırı ve birçok öğrenen için bir tehdit teşkil edebilecek bir hissiyattır.

“ÖĞRENME, ÖĞRENDİĞİNİ UNUTMA,YENİDEN ÖĞRENME” yazısını okumaya devam et