GELECEK NESİL ÖĞRENME

STEVE WHEELER

Mustafa Ajlan ABUDAK

 Öğrenmenin mimarisi isimli bir önceki makalemde  dijital çağda öğrenmenin bazı anahtar özelliklikleriyle ile ilgili çerçeve çizdim, ve Öğrenme 1.0 ( Learning 1.0 – sosyal medya dan önce) ve Öğrenme 2.0 (Learning 2.0) arasındaki farkları belirlemeye başladım. Makalenin özetinde, iki tip öğrenmenin arasındaki kesin farkın, daha çok öğrenenlerin etkileşime girme yollarının nasıl değiştiğine bağlı olduğunu ve öğrenenlerin kendi öğrenmelerini oluşturma, paylaşma ve organize etme yeteneklerinin arttığını ileri sürmüştüm. Öğrenme 2.0 sosyal olarak daha zengin ve daha paylaşımcı, ve diğer öğrenenler ile daha önceki her hangi bir öğrenme yaklaşımına göre daha çok etkileşime dayanmaktadır. Bu değişim benzer ilgilere sahip diğerleriyle bağlantı kurma yollarını kolaylaştıran ucuz ağ erişim cihazlarına erişim sayesinde fark edilmeye başlandı. Giderek artan bir idrak artık sizin ne bildiğinizin değil fakat kimi bildiğinizin önemli olduğudur. Artık bilgisayarınız zihnimizin yegane uzantısı olmaktan çıktı- şimdi dünyadaki diğer herkesi de çağırabilirsiniz. Sosyal medya öğrenenlerin bağlanmasını ve birlikte çalışmasına her yerde olanak veriyor, işe yarayan topluluklar ve ortak ilgi alanları ağları oluşturuyor. Öğrenme 2.0 yaklaşımının tüm gücü daha henüz anlaşılamadı fakat öğrenmenin yönetildiği yolda radikal değişiklikler görüyoruz. Eğer Ağı, öğrenenlerin onu kullandıkları yollara dayanarak incelersek, kaçınılmaz olarak Öğrenme 3.0 ve ötesini de düşünmemiz gerekecektir. Bu da beni günümüzdeki eğilimlere, ufukta ne gibi yeni teknolojiler ve yaklaşımların yolda olduğu ile ilgili öngörüye dayanarak, öğrenmenin geleceğinde ne göreceğiz ile ilgili düşünmeye yönlendirdi. Öyleyse şimdi Öğrenme 3.0

“GELECEK NESİL ÖĞRENME” yazısını okumaya devam et

Reklamlar

DUVARLARI OLMAYAN KÜTÜPHANELER

Steve WHEELER

Mustafa Ajlan ABUDAK

Son zamanlarda kütüphanelerin dijital çağa nasıl ayak uydurmaya çalıştığı hakkında yazdım. Geleneksel kütüphane çoğu kişi tarafından toz toplayan kitap yığınlarından oluşan ve ciddi kütüphaneciler tarafından sessiz olmanızın istendiği bir yer olarak görülür. Kütüphaneler giderek bu imgelenmelerinden kurtuluyor ve yeni teknolojilerle kucaklaşıp 21 yy. öğrenimine destek veren bir yaklaşım içerisine giriyorlar.
İçeriğin dijitalleştirilmesi, sosyal medya ve mobil cihazların yaygın kullanımına yönelik teknolojilere göre kendilerini düzenlemeleri kütüphanelerde Library 2.0 adlı makalemde altını çizdiğim bazı gerçekleşen değişikliklerdi. Bu tartışmayı genişletmek üzere,  son zamanlarda Plymouth üniversitesi kütüphanesi ve kaynak merkezinden bazı iş arkadaşlarımla dijital çağda kütüphanelerin nasıl değiştiği konusunda fikirlerini almak için bazı konuşmalar gerçekleştirdim.

İlk olarak çağdaş bir kütüphanenin teknoloji müptelası bir öğrenci için bugün ne sunması gerektiğini bulmak istedim. Cevap dört katmana sahipti; içerik, hizmetler, mekân ve beceriler sağlayan kütüphaneler. Kütüphaneci arkadaşlarım daha sonra bu dört ana alanı detaylı olarak açıklamaya başladılar.

İçerik

İçerik yüzyıllardır ister kâğıt formunda isterse başka bir şekildeki kayıt şekli olsun kütüphanelerin başlıca dayanak noktası ola gelmiştir. Bununla birlikte, içeriğin doğası radikal olarak değişiyor. Kütüphane kadrosuna sorduğum ilk sorulardan biri, geçen gün meydana çıkan haberle ilgiliydi Britanica Ansiklopedisinin 224 yıldan sonra tamamen dijital ortama aktarılması ve baskısının artık yapılmayacak oluşu. Bu Amazonun 2011 sonlarında yayımladığı baskı kitaptan daha fazla Kindle e-kitabı sattığıyla ilgili raporun arkasından gelmişti.   Bu kütüphaneyi tehdit eden bir eğilim miydi? Kütüphane kadrosu bana bu gelişmeleri, dijital içeriğin bir hata keşfedildiğinde güncellenmesi çok daha kolay olan bir içerik olduğunu belirterek gerçekten oldukça olumlu karşıladıklarını söylediler. Dijital içerik bana anlatıldığı gibi raflarda duran içeriği geçerliliğini yitirmiş metne dayalı kitaplardan daha iyiydi. Britannica’nın da kabul ettiği üzere baskıda kullanabileceklerinden çok daha fazla içerik veri tabanlarında bulunmakta, bu sebeple dijitalleşme makul bir ileri adımdı. Çevrim içi ansiklopedilerle ilgili konuşmalar bizi en nihayetinde Wikipedia ve onun akademik çalışmalarıyla ilintisini tartışmaya götürdü. Wikipedia başlangıç noktası olarak iyi fakat öğrencilerin kitaplar ve akademik yayınlarda daha derin bir bilgi olduğunun farkında olmaları gerekli.

“DUVARLARI OLMAYAN KÜTÜPHANELER” yazısını okumaya devam et